Güneyege Haber

2023’ün şifreleri…

69

Cumhurbaşkanı Erdoğan(Kendisi Başkan dememizi istiyor) önceki gün mecliste yemin ederek görevine başladı.

Yeni sistemin ilk kabinesi Başkan Erdoğan tarafından açıklandı. Seçim öncesi vaatler arasında da olan ‘Devleti Şirket gibi yönetmek’ söylemi açıklanan kabineyle yerini bulmuş oldu.

Çünkü isimlere baktığımız zaman tam da bu söyleme uygun isimlerin seçildiğini görüyoruz.

Spor Toto Genel Müdürü Mehmet Kasapoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı oldu.

ETS Turizmin sahibi Mehmet Ersoy Turizm Bakanı oldu.

Medipol Ünivesitesi Mütevelli Heyeti Başkanı, Fahrettin Koca Sağlık Bakanı oldu.

Emlak Konut GYO A.Ş Genel Müdürü Murat Kurum Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu.

Bu isimlerden de anlaşılacağı gibi yeni sistemimiz ortada. Şirket gibi yönetilen devlet!

Ama aklıma takılan bir soru var! Şirketler biliyorsunuz kar etmez, işler yolunda gitmezse batar hatta iflas bayrağını çeker. Peki devletin böyle bir durumu söz konusu olabilir mi? Belki bu yeni sistem daha çok icraat ve kazanç üzerine kurulmuştur, öyle hesaplarla yola çıkılmıştır. Hani Allah etmesin işler yolunda gitmez devlet o zaman batarsa ne yapacağız? Bunun hesabı verilebilecek mi?

Benim aklımı bu soru kurcalıyor. Buyurun cevabını bilen veya yorum üretebilecek kimse varsa cevaplasın.

Kabine içerisinde benim dikkatimi en çok Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk çekti. Selçuk, geçmişte üniversitelerin bölünmesine ve dershanelerin kapanmasına karşı çıkmış, geçmişte kendisiyle yapılan bir röportajda aynen şöyle diyor:, Milli Eğitim Bakanı olmak mı? ‘Allah korusun!’.

Hatta benim en çok ilgimi çeken şu Einstein paylaşımı oldu: “İnsanı sakatlayan kapitalizmden, toplum hedeflerine dayalı bir eğitim sisteminin tamamladığı sosyalist bir ekonomiyle kurtulur.”

Umarım yeni Milli Eğitim Bakanımız geçmişte söylediği bu sözlerin gereklerini yerine getirir ve geldiği makam kendisini değiştirmez. Benim yeni kabineden umudumun olduğu tek bakanlık Milli Eğitim.

Sosyal Medyada bu konunun çok esprisi yapıldı. Ziya Selçuk’a “çabuk bu tweet lerini sil” diyeninden tutun da, bunu okurlarsa “bakanlık gider” diyene kadar baya goy goy u yapıldı.

Ama gel gelelim işin gerçeklerine ve vahim boyutuna. Ülkenin en acil sorunlarının başında eğitim geliyor. Eğitim şuan neredeyse tamamen devlet tekelinden çıkmış özelleşmiş durumda.

Paran varsa okursun devrindeyiz. Ortalık özel liseler ve dershanelerden geçilmiyor. Eskinin o kült liseleri Bornova Anadolu, İzmir Fen Lisesi ve Kabataş okullarının içi boşaltıldı. Bu gidişat alarm verirken bu eğitim politikası sürdürülebilir?

Alarm veren eğitim sistemine Milli Eğitim Bakanı geçmişteki fikirleriyle çözüm bulmaya çalışırsa bence yanlışlardan dönülmüş olacak. Eğer yok eğitim de yeni devlet mantığıyla yönetilmeye kalkılırsa facia kaçınılmaz!

Bu Kabine bize neler gösterir şimdilik kestirmek zor, bekleyip göreceğiz. Türkiye yönetim sistemi açısın da sancılı bir dönemde. Çünkü yeni bir düzen tesis edilmeye çalışılıyor. Yeninin ne olduğu belli değil, Başbakanlığa bağlı olan kurumlar ne olacak? Bu arada biz Sarı Basın Kartı sahipleri Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığına bağlanmışız. Hayır mı Şer mi bilemedim!

Dediğim gibi önümüzü görmemiz lazım.

Berat Albayrak’ın ekonomi patronluğunda ülke sıkıntıları atlatabilecek mi? Ekonomi güven verebilecek mi? Şimdiden dış piyasalardan çatırdamalar başladı. Süleyman Soylu bir parti Genel Başkanını tehdit etme gibi davranışlarını sürdürecek mi?

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül adalete olan güveni yeniden tesis edecek mi? Bu konuda bir parantez açmak istiyorum. Abdülhamit Gül ile ilgili sürekli aldığım duyumlar şu yönde: Gerçekten vicdanlı ve hakkaniyetli bir insan olduğu, hemen herkes kişisel olarak geçmişte de bulunduğu siyasi hareketten ötürü bu yorumu yapıyor. Umarım bu yakıştırmalar ve söylemler yerde kalmaz ve bakan Gül gerçekten adil, hakkaniyetli bir adalet tesisi için mücadele eder.

Evet, bekleyip göreceğiz. Bunun için de biz basın mensuplarına ve bu kurumların başındakilerine zaman lazım. Doğruya doğru haklıya haklı, yanlış olanı da eleştirmek boynumuzun borcu olsun.