Güneyege Haber

AKRAN ZORBALIĞI

636

Çocuklar doğdukları andan itibaren sosyal etkileşimin içindedirler. Bu etkileşim ilk olarak anne-baba ya da bakıcı, daha sonra akrabalar olarak ilişkilerini genişletirler. Okul çağına geldiğinde ise daha da genişler. Anne-baba ile olan ilişki yerini ‘akran’ ilişkisine bırakır. Akran ilişkilerini iyi yönetmek çocukluk dönemi gelişim görevlerinden biridir. Çocukluk döneminde sosyal onay ihtiyacı çok büyük önem ifade etmektedir ki bu ihtiyaç akranlar tarafından kabul edilmekle birlikte karşılanmaktadır.

Akranları ile kurulan iletişimin güçlü olması çocukların gelecek hayatlarındaki başarıları ile eşdeğerdir. Kurulan bu ilişkilerde paylaşmayı, iletişimi, sorun çözmeyi, baş edebilmeyi, farklı düşünmeyi ve sorun çözme becerilerini geliştirirler ve bunları hayatları boyunca kullanırlar.

Akran zorbalığı adını verdiğimiz sorun aslında her toplumda görülen ve varolan bir süreçtir. Fiziksel, psikolojik ve sözel olarak üçe ayrılan akran zorbalığına istatiksel olarak bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır; ABD %13 ,İNGİLTERE %04-36 , KANADA %21 ,NORVEÇ % 10, TÜRKYE ise %11-50 arasında akran zorbalığı vakası ile karşı karşıyadır.  Yani tüm topolumlarda v arolduğu gibi bizim toplumuzda da mevcuttur. Yaşanmasını engellemek yerine ki bu hep yaşanacaktır,asıl oan bunu en aza indirgeyebilmektir. Ayrıca bu konudaki farkındalığı oluşturmak gerekir.

Bir söz ya da eylemin zorbalık olarak adlandırılabilmesi için;

Kasıtlı olarak zarar verme amacı güden saldırgan davranışlar olması

Süreklilik özelliği taşıması

Zorba ve kurban arasında fiziksel ya da psikolojik güç dengesizliğinin olması gerekmektedir.

 

Bütün bunlarla birlikte günümüzde teknolojinin gelişmesi ve günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelmesi sonucunda öğrenciler interneti ve mobil iletişim araçlarını sıklıkla kullanmaktadır. Buradaki zorbalıklar da ‘Siber Zorbalık’ dediğimiz yeni bir durumun ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Zorbalığa sürekli maruz kalan çocuklarda oluşan rahatsızlıklar nelerdir?

Kekemelik, uyku sorunları, okul fobisi,depresyon,ders başarısında düşme, dikkat eksikliği, okul reddi, düşük benlik saygısı,güvensizlik ve içine kapanıklı, utangaçlık gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca zorbalığa maruz kalan çocuklar arkadaşlarından ve okuldan hiç bahsetmek istemez. Okul arkadaşlarıyla dışarıda hiç vakit geçirmek istemez. Okul servisini kullanmak istemez. Harçlığını sürekli kaybetmesi veya eve üzerinin yırtık gelmesi gibi durumlarla karşı karşıya kalınabilir.

Zorbalığa uğrayan çocukların anne-babaları neler yapabilir?

Öncelikle çocuklarla iletişim kurmak önemlidir. İletişim kurmayı başarmak etkin dinlemeyi gerektirir. Yani anne baba çocuğa öyle bir güven vermelidir ki çocuk bütün duygularını anlatabilmelidir.  Anne baba zorbalığın nasıl ve nereden geldiğini örenmelidir ki doğru müdahaleyi yapabilsinler. Çocuklarına olumlu starateji geliştirme konusunda yardımcı olmalıdırlar.  ‘sen de aynısını yap’ cümlesi bizim toplumumuzda çok söylenir ki bu cümle söylenebilecek en yanlış cümledir. Ayrıca bu tür durumlarda anne baba kesinlikle çocuğu suçlayıcı ifade kullanmamalıdırlar.  Çocuklar bu tür durumları anne babaya anlatsalar da onların kimseye anlatmamasını isterler. Burada çocuk gerekli yardım alınmamasının zorbalığı yapan kişiyi korumak olduğu konusunda bilgilendirilmeli ve hatta ikna edilmelidir.

Akran zorbalığı altında olan çocuk mümkün olduğunca ilgi alanları doğrultusunda sosyal etkinliklere yönlendirilmelidir.  Ayrıca aktiviteleri arttırılarak zorbalığın negatif etkilerini azaltılması gerekmektedir.  Bunun dışında okul mutlaka haberdar edilmeli ve okulla işbirliği yapılmalıdır.

Son yıllarda ülkemizde artan farkındalık ile birlikte bu konuda ciddi gelişmeler olmuştur. Ayrıca ilgili bakanlığın çalışmaları da artmış olmakla birlikte ‘akran zorbalığı’na maruz kalan öğrenci sayısında azalma gözle görünür noktaya ulaşmıştır. Umarız bu durum aileler ve çocukların daha çok bilinçlenmesiyle en az noktaya düşer.