BU KONULARI KONUŞACAK DELİLER LAZIM

Bayramları ve özgürlüğümüzü yaşayabilmemizi borçlu olduklarımızı unutmayalım..Benim aziz milletim bu toprakların ebediyen Türk yurdu olarak kalabilmesi için ödenmesi gereken tüm bedelleri, en ağır şekilde ödedi. “Son bin yıl” içinde, bu topraklar için şehadet şerbetini içmiş, vatan evladı sayısını araştıran tarihçilerin elde ettiği rakamlar 700 milyonun üzerinde canımızın, kanını bu topraklara akıttığı yönündedir. Bu rakamlar ne manaya gelir bilir misiniz..?

Bu toprakların bir metrekaresi için en az 7-8 şehit verdiğimizi ifade eder. Bir Türk evladının  kalkıp, iki ayakları üzerinde durabileceği  yer kadar bir toprak parçası için, en az  “4 şehit” vermişiz demektir.. Bu rakamların üstü vardır, altı yoktur…Türk milleti bu toprakların bedelini ödedi ama bu topraklarda maalesef gerektiği gibi hakkını alamadı..

Fatih Sultan Mehmet Hanın İstanbul’u Fethine kadar her şey güzeldi. Türk devletinde,  topraklarında hakimiydi ve söz sahibiydi.. Taa ki Çandarlı Halil paşanın Fatih tarafından önce zindana atılması, sonra gözlerine mil çektirilip ve aynı gün idam edilmesine kadar..Çandarlı Halilin şahsında zindana atılan adeta Türk milleti oldu. Gözlerine mil çektirilerek kör edilen ve acı yaşatılan ve aynı gün kör haliyle idam edilen Halil paşa değil Türk milletiydi…

Çünkü; bu olaydan sonra DEVŞİRME SİSTEMİ devreye girdi ve TÜRK’E DEVLET KAPISI KAPANDI. İnanılır gibi değil ama gerçek bu.. Osmanlı Sadrazamlarının listesini elinize alın ve Çandarlı Halil paşanın ölümünden sonra ve Osmanlı devletinin yıkıldığı güne kadar  Sadrazam olanların soy ağaçlarına bakın. DEVŞİRMELERİN HÜKÜMRANLIĞINI ve TÜRKLERİN HORLANIŞINI, DIŞLANIŞINI net bir şekilde anlarsınız. En zoruma giden ise Peygamberimizin müjdesini yerine getirmek için ve  İstanbulu fethetmek adına can vermiş yiğitlerin soydaşı olan TÜRK MİLLETİNİN , “ İstanbul şehrine yerleşmesinin izne tabi olması ve Feth edilmesine rağmen Rum ve hristiyan  ekseriyatın, İstanbul’da çoğunluk olarak yaşamasına müsaade edilmesidir. Türklerin İstanbul’a yerleşmesi  ise izne tabidir.. Bu durum Cumhuriyet döneminde son bulmuş ve Türkler İstanbul da ilk kez Cumhuriyet döneminde nüfus olarak ilk defa çoğunluğu sağlayabilmişlerdir..

1453-1923 yılları arası TÜRK’ÜN YOK SAYILDIĞI DÖNEM olarak tarihlere geçmiştir..

1923-1938 yılları yani BAŞBUĞ ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK MİLLETİNİN BU TOPRAKLARDA YENİDEN İKTİDAR OLDUĞU DÖNEM olarak kayıtlara geçmiştir..

Maalesef Atatürk’ün vefatı ile durum değişmiş, Atatürk’ün bizzat kendi elleri ile yetiştirdiği kadroları devlet kadrolarından, siyasetten, askeriyeden,ilim ve sanat dünyasından ve ekonomik hayattan TASVİYE EDİLMİŞLERDİR..  OSMANLI DÖNEMİNİN KUDRETLİ DEVŞİRME AİLELERİ, TEKRAR DEVLETTE   SÖZ SAHİBİ  OLMUŞLAR  ve ZAMANLA HER ALANA NÜFUZ ETMİŞLERDİR.  SONUÇ OLARAK DA TÜRKLER YÖNETİM ALANINDAN PASİVİZE EDİLMİŞLERDİR..

Ne tesadüftür ki Türkiye de yaşayan gayri müslim’lerin kayıtlarının tutulduğu 37 nüfus merkezinde arkası arkasına yangınların çıkması ile de kimin Türk, kimin gayri Müslim olduğu anlaşılamaz duruma gelmiştir. Mesele Gayri Müslim olmaları değil, Gayri Müslim olup devletine ve bayrağına sadık olanların başımızın üzerinde her zaman yerleri vardır. Kurtuluş savaşında Mehmetçiğimizle omuz omuza savaşmış ve İSTİKLAL MADALYASI ALMIŞ bir çok Gayri Müslim vatan evladı vardır. Bizim konumuza bahis olanlar ise İHANET İÇİNDE OLANLAR ve başka devletlerin istihbaratlarına veya gizli masonik veya ezoterik örgütlere hizmet ederek, devletimizin içinde paralel yapılar oluşturanlardır. Bunlar TÜRKLÜĞE, İSLAMA ve İNSANLIĞA “İHANET EDEN”  HAİNLERDİR..Bu hainlere karşı uyanık olmak ve tedbirler almak, çözümler üretmek boynumuzun borcudur. Bu toprakları al kanları ile sulayarak VATAN yapmış Şehitlerimize karşı EN ÖNEMLİ GÖREVİMİZDİR.

TÜRK’ÜN ve İSLAMIN HORLANIŞINA DUR DEMEK ZAMANI GELMEDİ Mİ..?

DÜŞMANLARA İNAT KARDEŞLİK ve BİRLİK ZAMANI GELMEDİ Mİ..?

DEVLETİMİZİ GERİ ALALIM ve  BEDELİNİ ÖDEDİĞİMİZ BU TOPRAKLARDA KURDUĞUMUZ, SON TÜRK DEVLETİNDE ,SÖZ SAHİBİ OLALIM…

 

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı