Güneyege Haber

ÇOCUK GELİŞİMİNDE ÖDÜL VE CEZA

Çocuğa gereğinden fazla ödül vermek sorun yaratır. Ödüller de aynı cezalar gibi yerinde ve dengeli bir biçimde kullanılmalıdır. Cezalar da mutlaka çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olmalıdır. Daha da önemlisi, çocuk cezayı daha önce öğrendiği ve yapmaması gereken bir durum için aldığını bilmelidir…

Çocuk büyütürken ceza verip vermeme konusunda her zaman kararsız kalınır. Oysa dengeli bir biçimde ödül ve ceza sistemi, çocuk eğitimi için büyük katkı sağlayacaktır. Çocuk yürümeye başladığı andan itibaren evin içinde bir çatışma başlayacaktır. Evdeki eşyalar çocuğun ulaşamayacağı yerlere kaldırılır. Bu sefer çocuk o eşyaları oynamayacağını değil büyükleri nasıl ikna edeceğini düşünmeye başlar. İlerleyen zamanlarda bazen oynamasına izin verilir. Oysa kararlı ve devamlı söylenen bir ‘hayır’ çocuk için anlamlı olacaktır.  Ödül ise yanlış kullanılan bir kavramdır. Ödül zaten yapması gereken şeyi iyi yaptığı için çocuğa verilen şeydir. Oysa genellikle çocuğa zaten yapacağı bir iş için önceden verilen şeydir ve artık bu ödül değil, rüşvet olmaktadır. İşte tam buraya dikkat edilmelidir. Çünkü , çocuğa herhangi bir şeyi rüşvet olarak öderseniz bir daha ki sefere önerdiğiniz şey yetmeyecektir.

Peki ödül ve ceza ne zaman uygulanmalıdır?

Ceza ve ödül mutlaka yerinde, zamanında, gerekli durumlarda ve gerekli dozda kullanılmalıdır. Çocuk sorumluluğu olan bir şeyi yerine getirmediği zaman öncelikle onu uyarmak, sonra yaşına uygun olarak bedel ödetmek gerekmektedir. Çocuğa mutlaka cezanın neden verildiği anlatılmalıdır. Çocuk neyi yanlış yaptığını, neden yanlış yaptığını, neden ceza gördüğünü bilmelidir. Ayrıca uygulanan cezadan vazgeçmemek gerekir.(Geniş aileler için bunu uygulamak çok zordur) Çoğu anne baba verdikleri cezadan kolayca vazgeçerler. Ceza, bir kere söylendiğinde çocuk özür de dilese mutlaka sonuna kadar uygulanmalıdır.  Çocuğa gereğinden fazla ödül vermek de sorun yaratacaktır. Çünkü böyle bir durumda ödülün hiçbir anlamı kalmaz. Ödüller de aynı cezalar gibi yerinde ve dengeli bir biçimde kullanılmalıdır. Çocuk ödüle alıştırılmamalıdır. İsteği hep canlı tutulmalıdır. Hep aynı tip ödüller de kullanılmamalıdır. Ödülün niteliği değişken olmalı ve ne zaman geleceği çocuk tarafından bilinmemelidir.

Öğretim hayatına gelindiğinde ise ödül ve ceza mekanizması çok canlı tutulmamalıdır. Çünkü ilkokulda başlayan  küçük ödüller okul hayatının sonuna doğru aileyi çok zorlamakla birlikte çocukta da tatminsizlik duygusu yaratmaktadır. Burada çocuğa ödülden ziyade görev ve sorumluluk tanımlaması yapılmalı ve bu benimsetilmelidir. Bunu başaran ailelerin çocukları daha mutlu bireyler olmaktadır. Çünkü bu çocuklar ödül aldıkları için değil kendi sorumluluğunda olan işi başardıkları için mutlu olurlar. Yani dış kaynaklı bir motivasyon ve mutluluk değil, iç kaynaklı bir motivasyona ve mutluluğa ulaşırlar. Bu da kalıcı ve sürekli bir duygu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ceza kavramına geldiğimizde ise sürekli verilen cezaya karşı bir alışma ve duyarsızlaşma gerçekleştiği gözlenmektedir. Burada bence makul olan ceza değil sevilen bir şeyden mahrum bırakmadır. Bu çok daha etkili bir sonuç verecektir. Son olarak şunu tekrar etmek gerekir ki; aileler tarafından çocuklar için görev ve sorumluluk tanımlaması küçük yaşlardan itibaren kesin olarak yapılmalıdır. Bu tanım çocuğun eğitim-öğretim başarısı ve ruh sağlığı için çok önemlidir.

Son Haberler