Güneyege Haber

DALKO Başkanı Yalılı; “Dalyan’da misafirlerimiz Norveç Uskumrusu değil, Dalyan Kefali yiyecekler”

Ersin Turan; Dalyan deltasında kopup ayrılan sazların önüne geçilmezse ne olur?.

Kanalda seyir halinde olan teknelerin sayısı azaltılabilir mi. Azaltılırsa neye faydası olur..?

Mavi yengeç artık resmi bir sektör mü oldu?

Dalyan’da amatör balıkçılık yasak mı?

DALKO’nun 3 trilyonluk borcu nasıl ödenecek?

İşte tüm bu soruların cevabı…..

Bugünkü konuğum kısa adı DALKO olan Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi yeni başkanı Arif Yalılı…. Gazetemizde, yaptığım röportajların ikincisi olacaktı DALKO başkanı  Arif Yalılı ile yaptığım sohbet..

Yine gıyaben tanıdığım bölgenin potansiyel bir iş adamı idi sayın Yalılı..

Kendisinin daha öncede başkanlık yaptığını ve turizmci bir işadamı olduğundan başka hakkında pekte bilgi sahibi değildim..

Yine mesleğimin bana verdiği tecrübeye güvenerek kendisine özel sorular hazırlamadan başladık sohbete..

Laf lafı açtı…

Aslında Yalılı’nın, DALKO da ilk başkanlık dönemi 1986 yılı ile 2000 yılı arasıydı… Toplam 14 yıl gibi bir süre içerisin de  görevini başarı ile yerine getirmiş DALKO’nun ileri yıllara adım atmasında büyük payı  olmuş.

Dalyan balıkçılığının özel sektör ve şahısların elinde olması ile yıllar yılı devam eden süreç  1971 yılında 540 üye ile DALKO’nun kurulmasıyla Köyceğiz ve Dalyan’dan biranda dünyaya açılan gelir kapısı  olmuş.. Süre gelen yıllar içerisinde binlerce kişi buradan ekmek yemiş geçimini sağlamış ve emekli, olmuş…

İzlenimlerim arasında Henüz göreve yeni gelen Yalılı’nın yeniden başkan olması en çok çalışan personeli sevindirmiş..

Personel kendi aralarında  başkanımız nihayet geldi  24 saat görevde eve dahi gitmiyor.Her yeri her dakika kontrol ediyor.Kaçak avlanma olayı neredeyse sıfıra indi gibilerden konuştuklarını gördüm.. Buda dikkatimi çekmedi değil..

16 yıl aradan sonra neden DALKO’nun yönetimine ikinci kez talip oldunuz diye sordum sayın Yalılı’ya…

Arif Yalılı; “İlk görev yıllarımda her şeyin olduğu gibi ilklerle başladık..Her geçen gün yaptıklarımıza bir şeyler eklemek ihtiyacını duyduk…Ekledik…14 yıllık görevim sırasında DALKO kar eden bir kooperatifti..Her şey yerli yerinde tıkır tıkır işleyen bir saat gibi herkes çalışıyor ve kazanıyorduk….Bu günlere gelirken gördük ki DALKO neredeyse kendi kendini  fes edecek duruma gelmiş..Gelir kaynakları varken kar yerine habire zarar etmiş bir kurum olmuş…Son genel kurulda arkadaşlarımla talip olmak için bu kurumu yeniden canlandırmak için bir araya geldik.Adaylığımızı yönetim kurulumuzu açıkladık…Benimle bu yola çıkmak isteyen buyursun dedim..ortada 3 trilyon lira lık bir borç ve virane bir kurum  DALKO vardı bile bile lades dedim ve talip oldum..”

Ersin Turan; Üç trilyon liralık borcu duyunca birden bire afalladım… dile kolay 3 trilyon…Peki bu DALKO nun görevi neydi…Geliri neydi…Bu borç nasıl ödenecekti…

Arif Yalılı; “Dalko’nun görev alanı Köyceğiz Gölü’nün tamamı…Kanalın denize olan kısmı..Sülüngür  ve Alagölün tamamı. Buralar bizim alanımız…Biz burada Dalyancılık sistemiyle balık yetiştiriyoruz.. Yani balığı ufak bölmelerde hazır yemle çoğaltmıyoruz… Kanalım belirli yönlerinde Köyceğiz gölü ile deniz tarafında denizden veya gölden akan balığı delta içerisinde kontrollü bir şekilde doğal olarak üremesini sağlıyoruz. Burada Kefal çupra ve levrek türü balıklar hem doğal ortamda yumurta bırakıp çoğalıyorlar hem de çoğalıyorlar. Biz bunlara sadece belirli zamanlarda sağımlarını yapıyoruz.

Şu anda 51 personelimiz var ve bu sayıyı 65 e çıkartacağız. Havuzlardaki kafeslerimiz için kullandığımız telleri artık atölye kurduk kendimiz örüyoruz. Delta içerisindeki hizmet barakalarımızın tamamını yenilemeyi hatta uydudan kamera sistemi ile kontrol altına almayı planlıyoruz ve bu şekilde kaçak avlanmayı tamamen önlemiş olacağız.

Borçlarımızı nasıl ödeyeceğimiz konusunda da hiç endişem ve korkum yok..Personelime güveniyorum..Onlarda bana inanıyor…. Allahın izniyle  3 trilyon borcu ikiye böldük.. Birinci bölümünü 2018 yılı ikinci bölümünü de 2019 yılı bitimine kadar ödemiş olacağız…”

Adeta bir enkaz devraldık diyen Yalılı; “şu anda ilk etapta personel  giderlerimizi nasıl karşılarız diye düşündük ve bölgemiz için büyük bir gelir kaynağı olan mavi yengeci  DALKO sınırları içerisinde tutulmasını satılmasını tamamen kontrol altına aldık..Bu  bölgede mavi yengeç bizim tarafımızdan tutuluyor ve şu anda azda olsa  gelir elde ediyoruz. Daha önce kimse bu konuyu ele almayı düşünmemiş.. Biz artık gelen turlara otellere her isteyene kendi kurumumuzdan mavi yengeç veriyoruz..Buda bizim personel giderlerimizi belli başlı günlük masraflarımızı karşılamamıza yetiyor..”

Ersin Turan; DALKO’nun balık satış noktaları hakkında ise şöyle konuştu Arif yalılı…

Arif Yalılı; “Şu anda Dalyan, Ortaca ve Köyceğiz’de  bizim satış yerlerimiz var… Daha önce Dalaman’da da vardı her nedense kapattılar…Biz Dalaman’a hatta Muğla merkeze de DALKO’nun satış şubelerini açmayı planlıyoruz.”

Ersin Turan; Kefalin neredeyse anavatanı kadar bol olduğu bir delta içerisinde bu balıktan başka nasıl istifade edilir diye sordum kendisine…

Arif Yalılı; “Günümüzde balık ekmeğin çok önemli bir yeri ve gelir kapısı olduğu büyük şehirlerde bunun Norveç uskumrusu ile bir sektör haline geldiği kaçınılmaz..Önümüzdeki yıllar içerisinde bizde Bu bölgede Norveç uskumrusu değil de bizim kendi kefalimizin ekmek arası fleto şeklinde veya sadece fleto olarak satışına başlamayı düşünüyoruz. Buda projelerimiz arasında…”

Ersin Turan; Günün 24 saatinin kendisine yetmediğini söyleyen Arif Yalılı aslında daha önemli, şeylerin olduğu örneğin DALYAN deltasının sazlıklarını bekleyen büyük tehlikelerle de şimdiden mücadeleye başladıklarını belirtti…

Arif Yalılı; “Dalyan’daki yoğun tekne trafiğinin aslında nasıl azaltılabileceğini ve bu azaltmanın kanalda sazlıkların parçalanmasına da büyük katkı sağlayacağını söylerken dizel motorlu teknelerin gücü sazlıkların kopmasına neden oluyor.. Elimizde ipler biz bu kopan ve ayrılan adacıkları kendi imkanımızla bağlayıp eski yerlerine çekiyor ve demirliyoruz..yeniden oraya kök atmasını sağlıyoruz … Dalyanda sürat teknelerinin bu yüzden yasak olduğunu belirtmemizde fayda var”

Ersin Turan; Dalyan kanalının dibi ne durumdaydı? Diye sordum DALKO başkanına… Kanalın dibine şu anda dalsak tırlar dolusu araba lastiği çıkarırız diyor Arif yalılı.. kendisinin de çocukluktan beri dalgıçlığa da merakı olduğu ve hobi olarak yaz kış daldığını Dalyan kanalının dibini Dalyanın içi kadar bildiğini söylüyor…

Arif Yalılı; “Bir proje aşamasındayız. Bunu bitirince Avrupa Birliği ile birlikte Dalyan kanalının dibini adamakıllı temizletmeyi düşünüyorum…Bu sezon sonu ülke genelindeki  su altı  klüpleriyle anlaşıp onları Dalyana çağırmayı burada hem dalmalarını hem de elden geldiğince dip temizliği yaptırmayı da  düşünüyorum.”

Ersin Turan; Dalyana gelenlerin ve Dalyan’da yaşayan herkesin ortak sorusu olan AMATÖR BALIKÇILIK konusunu sordum sayın Yalılı’ya.. öyle ya Köyceğiz gölünden Akdeniz’e olan delta onun başkanı olduğu DALKO ya ait ve bu delta içerisinde olta balıkçılığı hep sorun olmuş, hep sorun yaratmıştı. İnsanlar bu deltaya gelipte iki olta atmanın zevkini yaşamaktan mahrum edilmiş beklide yanlış bilgilendirilmekten olacak Dalyan’ da amatör balıkçılık yasak  olarak  biliniyordu… Bakalım yasak mıymış diye sordum.

Arif Yalılı; Burası turizm bölgesi.. İnsanlar buraya gelecek görecek her şeyin tabiî ki zevkini çıkartacak…Amatörce balık avlamak Dalyan deltasında yasak değil. Ama kuralları var. Olta balıkçılığı Köyceğiz gölünün her tarafında serbest. Dalyan kanalının sadece Sülüngür ve Alagöl içerisinde yasak. Orada bizim yumurtada milyonlarca balığımız var. Doğal ortamlarında rahatsız edilmeden üremeleri gerekiyor.O nedenle saygı gösterilmesini istiyoruz.. O bölge dışında kimseye burada neden balık tutuyorsun diye bir sözümüz yok..İsteyen kanalın içi dahil oltası ile balık tutabilir… Kaldığı motelinin pansiyonunun iskelesinden dahi olta atabilir…İnsanlar buraya tatile geliyor üç beş balığın kimseye zararı olmaz… Yeter ki bilinçli tutulsun…”

Ersin Turan; Çırpma balıkçılığın tamamen yasak olduğunu ve bu tür avlanmada oltaların hareket halindeki sürülere zarar verdiklerini, yaraladıklarını balıklarda bu olta yaralarından dolayı çok çabuk mantar hastalığı oluşup yayıldığı için çırpma şeklinde de kanalımızda balık tutulmaması taraftarıyız diyor sayın Yalılı…

Gazetemizde bu haftada bir kurum olan DALKO başkanı sayın Arif Yalılı’yı konuk aldım… Hoş bir sohbet oldu… Sorularıma hiç tereddütsüz cevap verdiği, için kendisine teşekkür ediyorum… Bir sonraki röportajda başka bir konuğumla görüşmek üzere…