Güneyege Haber

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY; ‘DEĞİŞEN SINAV SİSTEMLERİ’

Ülke gündemine birden oturan Teog ve Ygs-Lys sistemlerindeki değişiklik meselesi öğrencileri ve velileri de değişik bir ruh hali içerisine itti. Aslında haklılık payları var. Çünkü yazdan itibaren çalışmalara başlanılmış, hazırlıklara start verilmiş, plan program yapılmış ve yol alınmaya başlanmışken, fakat o da ne bir gün sabah sınav sisteminin değişmesi kararı alınmış. Bu durum  bu süreci ilk defa yaşayan öğrenciler için ruhsal anlamda çöküntü anlamına geliyor. Veliler için yüksek kaygı anlamına gelir. Zaten zor şartlarda sınavlara hazırlanan anadolunun ücra köşesindeki öğrencinin hayallerinden vazgeçmesi anlamına gelir.

            Neyse  çok fazla eleştirmeyip bir durum tespiti yapıp nasıl hareket edeceğimiz konusunda düşünelim?

            Sınav sistemlerinde sanki fabrika ayarlarına dönülüyor gibi bir durum var ortada. Eskiden olduğu gibi liselere girişte okullarda en başarılı yüzde beşlik kısmın fen liseleri sınavına gireceği diğerlerinin de klasik liselere,meslek liselere ve imam hatip liselerine doğrudan geçiş yapabileceği bir sistem ortaya çıkıyor sanki. Eskiden ar olan buna benzere liselere yerleştirme şekli aslında başarılı da olmuştu. İman hatip liselerinden, meslek liselerinden son derece iyi öğrenciler yetişti. Ayrıca meslek liseleri şimdiki gibi değil, son derece başarılı, işinin ehli meslek elemanları yetiştirdiler. Bu anlamda tekrar son dakika değişkliği yapmazlar ise liselere giriş sistemi Teog’a göre çok daha iyi bir konuma gelecek gibi görünüyor. Fakat başta da söylediğim gibi keşke temmuz ayından sistemi açıklasalardı. Çünkü şu andaki belirsizlik başta öğrenci olmak üzere velilerde de yüksek kaygıya neden oluyor. Velilere tek tavsiyemiz ise kaygılarını çocuklarına belli etmemeye çalışsınlar. Zira en umarsamayan çocuk bile böyle bir ortamda gelecek kaygısı  yaşayacak ve emin olun ki gerginleşecektir. Unutmayın sınav bir amaç değil araçtır, sadece alt yapısını sağlam tutması gerektiği yönde telkin etmek çocuklarımız için yeterli olacaktır.

 Peki üniversiteler giriş sistemi nasıl olacak?

 Maalesef burada da ekim ayı olmasına rağmen olasılıklar üzerine konuşacağız. Zannetmiyorum ki dünya da başka böyle bir ülke olsun. Neyse ‘Ygs yi kaldırıdık’ sloganıyla başlayan değişim, meğerse bir değişim değilmiş. Değişim başlığı altına konulan değişmeyen şey dediğim sınav devam ediyor. Yapılan şey sadece mart ayında yapılan sınavı hazirana alınıyor. Bilindiği gibi alan ayrımı olmadan mart ayında herkes Ygs’ye giriyordu. Barajı geçip geçmediğine göre Lys ya da önlisans bölümlerine gitmeye hak kazanıyordu. Şu anda üzerinde çalışılan sistemde de buna benzer bir uygulama var. İlk olarak herkesin gireceği oturum mart ayında değil Haziran ayında yapılacak. Yüksek ihtimalle de Haziran ayının ikinci haftasında yapılacak. Hemen ertesi gün de alanlara göre sınav oturumları yapılıp bitirilecek gibi görünüyor. Buradaki amacın uzun süreye yayılan sınav stresinin 2 günde bitirilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca sınavın Türkçe-Matematik merkezli olacağı konusunu da yetkililer paylaşınca kafalar iyice karıştı. Acaba bu cümle ne anlama geliyor? Belirsizliğin üzerine birde şifre çözmeye çalışan iki buçuk milyon öğrenci ve ailesi. Manzara bu.

 Benim düşüncem şu; Türkçe matematik merkezli olması ‘PISA’ sınavlarıyla alakalı. Yıllarda son sıralardan kurtulamadığımız bu sınavda biraz yukarı çıkma isteği diyebiliriz. Büyük ihtimalle herkesin gireceği oturum bu sınav olacak. Sonra da alana göre sınavlara girilecek. Fakat öğrenciler kendi alanının dışında sınava girebilecekler mi, sayısalcılar sosyal çözecekler mi, iki güne bu kadar sınav ağır gelecek mi, ülke başarı ortalamasını yukarı çekecek yoksa düşürecek mi gibi sonu gelmeyen sorular hem çocuklarımızın hem de velilerimizin kafasının içinde deli gibi dönüyor.

 İşte böyle bir ortamda söylenecek söz hemen hemen kalmıyor.  Öğrencilerimize sadece müfredata hakim olmak adına çalışın ve bekleyin diyebiliyoruz. Umarım yetkililer çok çok kısa bir zamanda bütün ayrıntıları ile birlikte bu sistemleri açıklarlar ve artık değişim kelimesini ağızlarına almazlar. Çünkü her değişim maalesef gelişim anlamına gelmiyor.