Güneyege Haber

DOKTOB Başkanı Okutur; “Aldığımız her karar Dalyan ve halkı için”

Konya Karaman’da başlayan ve Muğla Dalyan’da devam eden bir öykü bu…

Bir iş adamı… Bir turizmci… Bir doğa aşığı… Mütevazi kişiliğiyle bir babacan… Yücel Okutur…

Bu tür karizmatik İnsanlarla röportaj yapmak ile sohbet etmek arasında her zaman farklılıklar olduğunu gazetecilik tecrübemden az çok bilirim…

Geç kalınmasını sevmezler, beklemeyi, bekletilmeyi de sevmezler. Abuk subuk soruları sevmezler. 

Bizde planlanan saatte geldik buluşma yerine… Tam saatinde Dalyan Resort’un danışmasındaydık. Geldiğimizi haber verdiler ve çok kısa bir sürede karşı karşıya geldik. Adını çok duymuştum. Kendisi de benimle tanışmak istemişti. Elini uzattığında yüz ifadesinden onun babacan tavrını hemen sezinledim.

Beraber bahçeye geçtik. Bize yardımcı olmaya çalışması hoşuma gitti. Röportajı nerede yapmak istediğimizi uygun yerin bizce neresi olduğunu sordu. Öyle ya şurada oturalım da diyebilirdi. 

Sakin bir köşede önce sohbet ettik. İkram edilen çaylarımızı bitirdik aslında bu kısa bir tanışma, ısınma turuydu. Ben hazırım Yücel bey dedim.

Sorularımı hazırladım dedim espri ile karışık. Görebilir miyim dedi oda aynı espriyle. Hayır dedim. Gölden esen aslında çok hoş bir rüzgar vardı ama çekimlerimiz de rüzgarın o serin vızıltısı bize engeldi O da farkındaydı. Başka bir yer arayışımızı hemen sezinledi. İçeri geçtik kapalı alana ve yerimizi aldıktan sonra kendisine ilk sorumu sordum…

Ersin Turan; Yücel okutur kimdir?

Konya Karamanda başlayan çocukluk ve tahsilinin bir kısmından sonra yaşamına  İstanbul’da genç bir inşaat mühendisi olarak atılmıştı… Bıyıklarım yeni terlemişti sanki dedi… Kendime mütevazi bir ofis açtım projeler kovalıyorum dedi. 1976 yılında gencecik bir mühendis olarak İstanbul’daki mesleki payımdan bende istifade etmek için uğraşıyordum dedi… Bu arada  bana röportaj sırasında değil de daha sonra sohbet sırasında anlattığı bir anekdotu burada kendisinden izin almadan yazacağım. Hani derler ya yeri gelmişken diye… Yazmam lazım. Kendisi bu tür ilişkilerinin belki reklamasyon olmasını istemediğinden ve sevmediğinden olacak ki bana sohbet sırasında açılan bir lafın içerisinde anlatı.

Gülüştük. … Bir gün diye başladı…

Yücel Okutur; birilerinin sayesinde İstanbul Zincirlikuyu da bir iş görüşmesine çağırıldım… Uzun bir koridoru yürüyerek geçtim. Bir salonda ortada yuvarlak bir masa ve etrafında oturan bir gurup insanlar. Şöyle ürkek tavırla masadakilere bir göz attım. Bir an ne göreyim en ortada  göz göze geldiğimiz kişi Sakıp Sabancı’nın ta kendisi değil mi?… Yutkundum. Bana burada ne teklif edileceğini bilemediğimden şaşkın bir yüz ifadesiyle  herkesi selamladım… Şaşkınlıklar atıldıktan sonra önüme bir proje koyuldu ve bu projeyi hayata geçirmem istendi. Proje için bana verilen rakam ise, hemen kafamda hesap yaptım işin maliyetini zar zor karşılıyordu. Olmaz dedim, o masadakilerden hayatta olanları bugün Türkiye’nin en önde gelen holdinglerinin yöneticileri idi… Arkamı döndüm işi geri çevirmiştim ve gidiyordum. Bir el omuzuma dokundu döndüm Sakıp Sabancı… ‘’Dur yeğenim gitme’’ dedi ve al bu işi referans olur dedi… Velhasıl aldım işi yaptım… O işi yaptıktan sonra işler beni buldu. Öyle ya Sabancı’ya proje yapmıştım…

İstanbul’daki 27 yıllık başarılı mühendislik çalışmalarımın ardından bir gün yolum tatil maksatlı Dalyan’a düştü… Aşık oldum… Vuruldum buraya… Ve sonunda beni kopardı  burası İstanbul’dan.

Mütevazi bahçeli bir evde yaşamayı planladım burada… İçerisinde çayırla çimenle uğraşır. Eker biçerim toprakla haşır neşir olurum diye düşündüm ve ilk adımımı öyle attım Dalyan’a…

– Turizme ilk adım

Ersin Turan; Dalyan Resort nasıl doğdu?

Yücel Okutur; İstanbul’dan bir oteller zinciriyle bağlantılı olarak başladığım birliktelik 10 yıl devam etti. Nihayetinde 2003 yılında ortaklığımı sona erdirdim ve Dalyan Resort doğdu kendi adıma artık işletmeciydim…

Bir anda çiçekle böcekle uğraşırım derken kendimi turizmin içerisinde buldum… Dalyan o yıllar sessiz sakin ve bakir bir deltaydı… Fakat dünyanın hiçbir yerinde  böyle bir güzellik böyle bir yaşam alanına rastlamadım… Bir anda Dalyan’lı oldum. Burada turizm yapıyorum, karşılığında iş yaptığım bu bölgeye benimde katkılarımın olması gerekiyordu… Korkum Dalyan da çarpık bir yapılaşmanın oluşmasıydı. Burası korunmalıydı ama nasıl derken bir gün Dalyan’da o dönemin Başbakanı Sayın Turgut Özal ve yanındaki heyetinin bir restoranda yemek yediğini duydum… Hemen koştum. Kendimi  ona sundum beni kabul etti… Bu yöreyi anlattım kendisine. Hem turizmci olarak hem doğa koruyucu olarak… Beni dinledi telefonum alındı derken aradan üç ay geçti. Bana gelen bir haberle Ankara’da buldum kendimi… Anlattıklarım dikkate alınmıştı… İşte ilk olarak Türkiye’de bir bölge Dalaman, Ortaca, Köyceğiz ve Dalyan deltası çevre koruma altına alındı. 500 metrekare içerisine tek bir ev yapılması kanunlaştı. İmar planı ona göre hazırlandı. Bu yapılmasaydı, Dalyan kooperatifler tarafından ve gecekondu türü evlerle gelişi güzel istila altında olacaktı… Dalyan biterdi…

Kaynak sularıyla deltasıyla termal yapısıyla doğasıyla kanalıyla Avrupa ve Asya da böyle bir yer daha yok diyor Yücel bey…

– Dalyan Turizmi hak ettiği yerde mi?

Ersin Turan; Peki Dalyan turizmi şu anda hak ettiği yerde mi? Diye sordum kendisine… Yine babacan tavırla kendinden çok ama çok emin Dalyan ve turizm konusunda, imar konusunda kısaca bir çok konuda o kadar bilgili ki hatta soracağım soruları kendi anlatımlarının içerisinde sanki önceden planlamışız gibi konu başlıklarını neredeyse kendi yerli yerine oturtuyordu…

Burada 12 ay turizm yapılamaz mı? Dalaman Ortaca Köyceğiz Turistik Otel ve Turizm İşletmecileri Birliği (DOKTOB) neden kuruldu? Neler yaptı? diye yönelttiğim sorulara ise…

Yücel Okutur; Burada en büyük noksanlık bir sorunun bir projenin gerekli mercilere devlet katında Bakanlıklara ulaştırılması DOKTOB’dan önce hep kişisel bazda olmuş… O nedenle hep istekler sümen altı edilmiş. DOKTOB bir sivil toplum kuruluşudur… Biz bir projeyi artık istenilen yere ciddiyeti olan bir kuruluş adı altında sunuyoruz… Yaptırım gücümüz var… DOKTOB olarak aldığımız her karar Dalyan ve halkı için… Dalyan kanalının koruma altına alınması bizim girişimimiz sonucu başlamıştır… Bu kanal Allahın bir mucizesiyle kendi kendini yeniliyor… Gündüzleri deniz kanala akıyor akşamları kanal denize akıyor… Fakat yine de bölge tarım bölgesi kullanılan tarım ilaçları, kanalizasyon sorunu Dalyan’ın geçim kaynağı olan teknecilik ve 500’e yakın mazotlu teknenin bıraktığı sintine atıklar. Bunlar çok büyük sorun yaratmıştı, bu gizli cennet bölgeye. Biz ne yaptık. Önce kanalizasyon sorununu projelendirdik ele aldık sayın belediye başkanlarıyla… Arıtmalar yapıldı kanalizasyon sorunu halloldu gibi… Tekneler için TUBİTAK’la çalışma yaptık, geliştirilen bir elektrikli motor projesini şu an teknelere de uygulamaya başladık. Çok az maliyetli elektrikli teknelerimizden altısı şu an hizmette. Yıllık masrafı sadece 500 lira civarında. Bir banka ile anlaşmak üzereyiz. Teknecilerimize aylık 350 lira civarında bir rakamla geri ödenmesi uzun vadeli bir kredi sistemini yakında devreye sokacağız… Kanaldaki teknelerimizi elektrikli denize açılanları da hibrit olarak devreye soktuğumuzda kanalımızın kirlilik olayını büyük oranda azaltacağız. Bu arada organik tarımı teşvik ediyoruz… Olumlu sonuçlar aldık. Çandır bölgesinde organik tarım başladı… Kimyasal ilaç kullanımını önledik… Tamamen kendimiz tarafından organik yapılan tarım ilaçlarımızı yakında çiftçimize tanıtacağız ve kimyasal ilaç kullanımının önüne tüm bölgede geçeceğiz.

Ersin Turan; Dalyan’da sadece yaz turizminin olduğunu ve bunun 12 aya nasıl uygulanabilirliğini sordum… Cevap hazırdı… Kendisine soracağım soruları vermediğim halde hiç düşünmeksizin sorularımı cevaplıyordu. Buda demek oluyor ki proje geliştirilmişti.

Yücel Okutur; Evet burada kesinlikle turizmi EKO turizm adı altında yayacağız… Dalyan da bilindiği gibi kış olayı yok… Doğa bu bölge de insanlara adeta gel diyor. Ama nereye diye düşündük. İnsanlar nereye gelmeli neden gelmeli?

Bakın Burada Likya yolunun bir bölüm var… Ve biz bu yolu kış ayları için yürüyüş yolu olarak hizmete açacağız… Büyük şehirlerden ve dışarıdan kış mevsiminde Dalyan’a gelecek insanlar bu yolda tarihle iç içe yürüyüş yapabilecekler.  Amatör balıkçılığı geliştireceğiz… Yani gelenler balık tutabilecekler, isteyen dağa bayıra isteyen kanal da oltasıyla balığa çıkabilecek. En önemlisi Çandır da otantik bir köy kuracağız. Çandır’lı kadınları teşvik ettik… Kooperatifleşiyorlar… Orada küçük otantik marketler oluşacak… Doğal ürünler satılacak… Zeytin, Zeytin yağ gibi. Köy ürünleri. El emeği ürünler satılacak… Marketler sezon boyu hizmet verecek… Bunlar DOKTOB projeleri.

Birde bölgemizin en büyük noksanı bir termal tesisimizin olmayışı… Bunun içinde proje aşamasındayız bir yatırımcıyı burada termal otel kurmaya teşvik edeceğiz ve böyle bir tesisi bölgeye kazandıracağız.

Ersin Turan; Dalyan’da yerleşik yabancıların ve gelişi güzel evlerin turizm amaçlı kiralanması yakın zamana kadar bir sorundu bu konu için bir şeyler yapıldı mı diye sordum…

Yücel Okutur; Dalyan’da artık her şey kanunlar çerçevesinde yapılıyor ve kayıt dışı işler kesinlikle yok, her şey devletin çizdiği kanunlara göre yapılmalı ve şu anda da öyle yapılıyor.

Ersin Turan; Güney Ege’nin gizli cenneti Dalyan artık dünyaya açılan bir pencere idi… Fakat dünyaya açılan pencerenin gözle görünür bir sıkıntısı vardı ki buda buraya gelen insanların ulaşım sorunuydu… Uluslararası Dalaman Havalimanına sezon boyu dünyanın her yerinden yolcu gelip gidiyor, fakat havayolu ile Dalyan’a gelmek isteyen yolcular Dalaman’a indiğinde MUTAŞ veya HAVAŞ otobüsleri ile Ortaca’ya getirilip, Fethiye asfaltında bırakılıyor ve ellerinde bavullarla yolcuların ya taksi yada Ortaca Otogara kadar yürümeleri sıkıntı oluşturuyor. Bu konuda bir şeyler yapılmalıydı. İşte bu noktada bu soruyu da sordum Yücel Okutur’a…

Yücel Okutur; Evet çok büyük bir eksiklik… Dünyanın bir ucundan Dalaman’a inip, bavul elde vasıta arıyorsun. Bu konu için MUTAŞ ve HAVAŞ ile görüşmeler yapıyoruz. Havalimanından alınan yolcuları Ortaca otogar önüne kadar getirmelerini talep ettik. Otogardan devamlı zaten Dalyan’a vasıta var. Bu konuyu bu şekilde çözeceğiz…

Evet sevgili dostlar… Bu hafta sayfama başta da söylediğim gibi bir beyefendi… Bir turizmci… Bir doğa adamı… Sonradan Dalyanlı olmasına rağmen Dalyan’ın, Dalyan olmasına ve bugünlere gelmesinde katkısı olan sayın Yücel Okutur beyi konuk aldım… Sorularımızı cevapladı hoş bir sohbet oldu… Haftaya başka bir konuğumla yine buradayım…