Güneyege Haber

Ersin Turan’ın Baş Başa’da bu haftaki konukları Dalyan’ın 2 yaşayan çınarı

1.759
Ersin Turan, Dalyan’ın 2 yaşayan çınarı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi

Baş Başa’da bu hafta tarihi çınarlar altında Dalyan’ın yaşayan iki çınarıyla eskiyi yeniyi konuştuk.

Ben çok keyif aldım.

Gazetecilik yıllarımda yaklaşık 30 yıllık meslek hayatım içerisinde çok ama çok özel haber yaptım. Ekranlar da bildik çok programlar da çalıştım. Ünlü ünsüz çok kişilerle özel röportaj yaptım.

Bazı sohbetler bende hemen hatırlayacağım birer anı olarak kaldılar.

Bu haftaki sohbetimizin de bende özel bir yeri olacağına inanıyorum.

Güneyege Haber de fırsat buldukça yapıyorum Baş başa adlı sohbetleri.

Amacım bölgenin insanlarını kurumlarını eko sosyal yapısını okurlara aktarmak. Bu sohbetler sırasında hiçbir zaman ikinci üçüncü şahısları zan altında bırakmamaya da özen gösteriyorum.

Gazetecilik biraz araştırma isteyen ve merak duygularını öne çıkartan bir meslektir. Her ne kadar, Ne, Nerede, Ne zaman, Niçin, Nasıl, Kim yani 5N1K diye tanımlansa da özel röportajlarda bu kavramın pek anlamı olmaz. Laf lafı açar akar gider. Hele karşındaki insan birazda hoş sohbet seven biriyse Tadından yenmez sarar gider muhabbet.

İşte Akın Baskan ve Kemal Üreyen ağabeyler mi desem amcalar mı desem aslında hiçbir şey demeye gerek yok. Onlar iki Dalyan beyefendisi. İki arkadaş…  79 yaşındaki Akın Baskan kendisinden üç yaş büyük olan Kemal Üreyen’in de yeğeni oluyor. Yani, dayı yeğen durumları…

Fakat onlar çocukluktan beri dayı yeğen ilişkilerini hiç tatmamışlar. Hep arkadaş gibiydik diyorlar. Gençlik yıllarımız hep beraber geçiyordu. Beraber oynar beraber gezer her şeyi birlikte yapardık diyorlar. Üstelik bu dostluk arkadaşlık ve de dayı yeğen ilişkileri kavgasız gürültüsüz bugüne kadar gelmiş.

Bir hastalık durumu yoksa iki yaşlı çınar bu sohbeti yaptığımız aynı yerde aynı masada her gün aynı saatte devamlı buluşuyorlar. Masaları hiç boş kalmıyor. Geçenler Akın amcaaa, Kemal amcaaa diye seslenip nasılsınız diye hemen hatır gönül soruyorlar. Bazıları sarılıp ellerini öpüyor bazıları oturup iki muhabbetin belini kırıp çaylarını yudumlayıp öyle gidiyor. Mustafaa diyor Akın Baskan  Belediye çay bahçesinin garsonu genç delikanlıya.. Mustafa anında koşuyor. Hizmette kusur yok. Kısacası çok seviliyorlar halen…

Kararlaştırdığımız gün ve saatte geliyoruz sohbet yerine. Bizden önce gelmişler gözleri sanki bizi arıyor iki eski arkadaşın.

82 ve 79 yaşında insanlarla sohbet yapmanın bazı sıkıntılarının olması aslında normal bir durum. O yaşta insanların sağlık sorunları olabilir… Akılları gelir gider haklı olarak. Fakat Ne Akın amca ne Kemal amca ben soruyorum peş peşe sıralıyorlar lafları. Hiç hatasız. Konuştukça sohbet sohbeti açıyor.

Ey gidi eski günler diyor Kemal amca.

Eskiyi bırak bugüne bak diyor Akın amca.

Klasik ilk sorumuzu yöneltiyorum iki çınara…

Baş Başa’nın konuğu Dalyan’ın 2 yaşayan çınarı

Ersin Turan; “Biraz kendinizi tanıtabilir misiniz?”

79 yaşındaki Akın Baskan; “Annem, babam seferberlik zamanında Rodos’tan, Dalyan’a çıkmış. 1939 yılında doğdum, ilkokulu Dalyan’da okudum. 1952’de babam Dalyan’a bakkal dükkanı açtı. Dükkanımın içine gireli yaklaşık 66 sene oldu. Burası turizme açılmadan önce 1964’de köy ihtiyar heyetine girdim. 1969 yılında burada belediyeyi kurduk. Belediye fikri benden geldi. 1971 yılında Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi’ni (DALKO) kurduk gene içinde ben varım.”

Aynı zamanda Akın Baskan’ın dayı olan 82 yaşındaki Kemal Üreyen; “Akın’dan 3 yaş büyüğüm. Dayısıyım aynı zamanda ama arkadaş gibi büyüdük. Belediyeye de DALKO’ya da beraber koşturduk. Babam Karakol komutanıymış, bir çok yer dolaşıp burada kalmış, asıl Çameli’nden çıkmış. Dalyan’da doğup, büyüdüm. Ben annemi hiç hatırlamıyorum. Allah bin kere razı olsun, üvey annem büyüttü beni. Çiftçilik yaptım.”

Ersin Turan; DALKO Nasıl kuruldu, kooperatif fikri nereden geldi?

DALKO’nun nasıl kurulduğunu anlatan Akın Baskan; “Köyceğiz’e İş Bankası kuruldu, bende bölgenin esnafı olarak hayırlı olsun demeye gittim. Orada sonradan Malmüdürü olduğunu öğrendiğim biri ile tanıştım. Orada sohbet ederken, kooperatif bahsi geçti. Ben o dönem Demokrat Partiliyim, burası Halk Partili olduğu için benim arkama gelmezler. O dönem Kaymakam Erdoğan Atasoy’du. Ona haber verdiler. Daha sonra belediye başkanı ile beraber bunu başlattık. Başlangıcı böyleydi.”

Ersin Turan; “Sizin gençliğinizde Dalyan’ın sosyal, ekonomik, idari yapısı nasıldı, Dalyanlılar ne ile geçiniyordu?

Akın Baskan; “Doğru dürüst ekim sahası yok. Pamuk 1946’larda başladı. 1950’den sonra biraz daha hızlandı. Geçim pamuktu.”

Ersin Turan; Dalyan’da kaç esnaf vardı o dönemde?

Kemal Üreyen; “Toplasan 15 kişi yapmaz. Burada Mehmet Ali Tezcan vardı, Akın Baskan vardı. Esnaf olarak, büyük alışverişler İzmir’den yapılıyordu. Burası Köyceğiz’e bağlıydı, iskeleydi burası.”

Akın Baskan; “Köyceğiz’e, Ortaca’ya, Dalaman’a gelen mallar buradan geçiyordu, bizim dükkanlarımızın olduğu yerler darı, susam deposuydu. O dönem darıdan da geçim sağlanıyordu.”

Ersin Turan; Turizm Dalyan’a ne kazandırdı?

Akın Baskan; “Turizmin bu hale gelmesinde emeğimiz var. Ama şimdiki aklım olsa çivi bile çakmazdım. Maalesef berbat oldu. Şu hale bakar mısınız? Bu kadar motor olur mu, kanalı göremiyoruz. Böyle turizm olur mu?”

Ersin Turan; Bölge insanı turizmi gelecek olarak görüp yatırım yaptı mı?

Akın Baskan; “Yatırdı, tarlasını sattı, motor aldı işte motorları görüyorsunuz. Zaten yapma desen sana ne der. Şunu da söyleyeyim. Bu kordonun olduğu yer sazlıktı, kordonun yapılması için en az 3 sefer İzmir’e gittim. O dönem Haldun Menteşoğlu sayesine hem Köyceğiz’in kordonu hem burası yapıldı.

Akın Baskan ve Kemal Üreyen

Ersin Turan: Dalyana ilk turist nasıl geldi diye sordum.

Kemal Üreyen; “Yıllar önceydi buradan kervan geçmez kuş uçmaz yıllardı. İki kişi geldi karı koca yabancılardı. Şaşkın şaşkın sağa sola bakarlarken yav bunları gezdirelim gari dedik.  Bir kayığa bindirdik İztuzu boğazına götürdük yemek yedirdik ağızları bir karış açık hayretler içerisinde gözlemliyorlardı etrafı. Şaşırmış gibiydiler buranın doğasına. Yedirdik içirdik. Eve götürdük o zamanlar evin hanımları yabancı geldi diye utanıp yanımıza gelmediler. Adetler öyleydi. Bu turistler ertesi gün gittiler. Aradan 40 yılı aşmıştı bir gün aynı turistler Dalyan’a geri geldiler ellerinde o günün resimleri bizi buldular. Onları yine misafir ettik. Bu sefer hanımlar hizmet etti yine yedirdik içirdik.”

Ersin Turan; Siz asıl babadan dededen nerelisiniz diye sordum…

Kemal amca Çameliliyiz oradan gelmiş dedem dedi. Akın amca Benim dedem Rodos’tan gelmiş.  Kemal amcanın eşi Ulalı, devamlı giderim Ula’ya diyor… O sırada telefon çalıyor ve anlıyoruz Kemal amcanın hanımı arıyor… Yani kontrol durumları… Akın amca takılıyor… tekmil veriyor diyor. İstersen verme diyor Kemal amca… Ulalı hanımlar terliği kapının dışına atar iş biter diyor. Önce anlamıyorum. Öyle öyle diyor Akın amca… Ula’lı hanımlarda adetmiş. Erkeklere kızınca hiç kavga mavga yok. Direk terliği kapı dışına atarlarmış… tabi bu işin esprisi. Ama aslında hoşuma da giden gir gelenekmiş. Demek ki diyorum Kemal amcaya senin terlik hiç kapı dışı atılmadı… Gülüşüyoruz… Sorularıma kaldığım yerden devam ediyorum…

Ersin Turan; Dalyan’daki imar durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Akın Baskan; “Burası turizm ve çevre koruma bölgesi olduğu için 2 kattan fazla yapamıyorsunuz. Buranın yarım metre altı su, Dalyan dolgudur. Zamanında Dalaman çayı buradan geçmiş, tamamen dolgu burası. İmar yasası inşallah böyle kalır, diğer türlü çok kötü olur.

Ersin Turan; Dalyan’ın kültürü nereyi örnek almış?

Akın Baskan; “Dalyan, Yunan kültürüdür. Zaten Akdeniz ve Ege’nin kültürü Yunan kültürüdür. Benim babam 7 yaşında Rodos’tan çıkmış. Kökenimiz Rodoslu, 1917’de çıkmış.”

Ersin Turan; 50 yıl önce Dalyan nasıldı?

Akın Baskan; “O zaman köy hayatı var. Burada kiremit dahi yoktu. Kerpiçten yapılmış evlerin üstü saz örtülüydü. Bazısı da çitten yapılmıştı evlerin, ben çocukluğumda çit evde en az 10 yaşadım. 1 gözü sıvalı, diğer sıvasızdır. Sıvasız oda da anam ya çamaşır yıkar yada bizi yıkar. Maddi açıdan çokta iç açıcı değildi, hatta en güzel parayı Ecevit’in 74 senesinde gördü Dalyan. Pamuk sayesinde herkes araba, traktör aldı.

Kemal Üreyen; “Ayağımızda çarık, başımızda sarık öküzümüzü sürerek günler geçiyordu. Pamuğumuzu ekiyorduk. Geçimimizi onunla sağlıyorduk. Dalyan’da daha turizm yoktu. 2 tane kayık, 3 tane motor vardı Dalyan’da.”

Ersin Turan; Turizm ne zaman, nasıl başladı Dalyan’da?

Akın Baskan; “Bu bölgeye turist gelmeye başladığında burada otel yoktu. Evleri pansiyon yaptılar. Müsait olanlar evini açıyordu. Çok az bir elin parmağı kadar turist geliyordu.”

Ersin Turan; Dalyan ne zaman belediyelik oldu?

Akın Baskan; “1969 biz kurduk. Abdullah Tezcan, Muhammet Dönmez, Hasan Erkul, Ahmet Kemal Çevik, Alpan Erdem, Zafer Keskin, Suat Tufan ve en sonda Arif Sarı belediye başkanlığı yaptı. 45 sene belediyelikti burası, Büyükşehir olunca mahalle oldu.

Ersin Turan; Büyükşehir’den memnun musunuz?

Kemal Üreyen; “Memnun değiliz.”

Akın Baskan; “Memnun değiliz. Buranın gündemini hiç kimseye aktaramıyoruz.”

Evet hiç kelimesine dokunmadan vermeye çalıştım iki çınarın laflarını. Bu yaşlarda her insan bu cümleleri kurabilirmi?.. Demekki kurabiliyor.

Allah daha nice ömürler versin Kamal ve Akın amcamıza diyerek sonlandıralım bu hafta Baş başa sohbetimizi.

Bir başka hafta, başka bir sohbette buluşmak üzere…

Kısa bir not: Bu sohbeti yapmama sevgili dostum Mehmet Sertkaya vesile oldu.

Kendisine teşekkür ediyorum…

Akın Baskan ve Kemal Üreyen’in albümünden eski Dalyan’dan kareler
Akın Baskan ve Kemal Üreyen’in albümünden eski Dalyan’dan kareler
Akın Baskan ve Kemal Üreyen’in albümünden eski Dalyan’dan kareler