Güneyege Haber

Genç Kalemler 20. Hafta

282

18 MART ÇANAKKALE’NİN DESTANSI ZAFERİ

En kanlı savaştı. Binlerce merminin birbirine isabet ettiği kahramanlık öyküsü bu. Küçük yaşta cephelere vatanı için giden ana kuzuları. Saçlarına kına yakılmış kınalı kuzular… Ailesinden ayrı, ikinci aile olan vatanın yanındalar. Anneleri, ablaları kağnılara erzak ve cephane yüklemiş, destek veriyorlar. Küçük kız kardeşler şaşkın, belki de ne olduğundan habersiz, canını bu vatan uğruna veren Mehmetçikleri izliyorlar. Gözlerinde bir damla yaş; bu vatan için mi? yoksa cephede şehit düşen Mehmetçikler için mi?

İtilaf devletlerinin bir amacı vardı. Boğazları geçerek, İstanbul’u ele geçirerek, Osmanlı devletini savaş dışı bırakmak; bunun için; İngiltere, Fransa, Rusya gibi devletler ile bir araya geldiler. Ama unuttukları bir şey vardı: Türklerin direnişi… Cesur ve güçlü direniş ile karşılaşan itilaf devletleri boğazda geri püskürtüldü. Deniz yolunu denediler, bütün güçleriyle; etraf duman yer gök kan, her yerde kahramanlar cennet kokuyor. Her kulakta feryat figan… Yer gürlüyor kulaklar sağır… Yine başarısız oldular. Düşmanların gözleri o kadar körelmiş ki, karadan geçmeyi denediler. Ve kara savaşları başladı. Mehmetçik 19.tümen komutanı Mustafa Kemal’in emri ile “Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.!!” Saldırı başladı ve büyük bir cesaretle savaşan Türk ordusu zafer kazandı.

Bu vatan birbirine kilitli; taşı, toprağı, denizi, göğü…Bilir bunu herkes, hiçbir kuvvetin ayıramayacağını. Bu vatan kolay kazanılmadı; nice kahramanlar, ana kuzuları, kınalı kuzular, Mehmetçikler bu uğurda can verdi. Öyle değil midir? Kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için!

Alperen ERSARI

Ahmet ATEŞ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

561   11/D


ÖKSÜZ VE YETİM ÇOCUK

Bir zamanlar küçük bir kulübede yaşayan üç kişilik bir aile varmış. Çocuğun babası her zaman ormana gidip odun keserek kasabaya satmaya gidermiş.Yine bir gün çocuğun babası ormana ağaç kesmeye gitmiş. Çocuğun babası ağaç keserken testerenin ucu çocuğun babasının koluna gelmiş.Hafta sonu, köyden biri ağaç kesmeye giderken yarı yolda çocuğun babasının cesedini bulmuş.  Çocuğun babasının cesedini hep beraber ormandan köye taşımışlar. Çocuğa ve annesine haber vermesi için köylülerden birini çocuğun ve annesinin yanına göndermişler. Köylü olanları anlatmış. Bunun üzerine hemen giyinip gitmişler. Cenazeyi gören çocuğu ve karısı çok üzülmüşler. Cenaze masraflarını karşılayacak paraları olmadığı için masrafları muhtar karşılamaya karar vermiş. Bunun üzerine çocuk yetim kalmış. Çocuğun babası öldüğü için eve bir kuruş bile para girmez olmuş. Yiyecekleri azalıyormuş. Çocuk yetim olduğu için muhtar biraz para biraz yiyecek getirerek onları maddi ve manevi olarak desteklemiş.

Bir gün annesi çocuğa: “Gel seninle bir şey konuşacağız “demiş. Çocuk gelmiş ve annesinin dizinin yanına oturmuş. Annesi her zaman bizim yardımımıza muhtar veya köylüler koşmak zorunda değil. Ben artık yaşlandım o yüzden çalışıp bu eve para getirmek bundan sonra senin işin. Kümesteki yumurtaları, ağıldaki sütleri yarından tezi yok kasabaya gidip satacaksın, demiş. Çocuk bunun üzerine hiç karşılık vermeden sen bilirsin anneciğim,diyerek odasına çekilmiş. Yarın olmuş. Çocuk yumurtaları ve sütleri paketleyerek evden kasabanın yolunu tutmuş. Annesi bunun üzerine çok sevinmiş. Muhtar ise kasabaya bir şey almaya giderken yarı yolda çocuğa rastlamış. Elinde yumurtaları ve sütleri görünce” Sen nereye gidiyorsun bakalım “ demiş. Çocuk ise pazara bunları satmaya gidiyorum, demiş. Muhtar ben bunları satın almak istiyorum bana bunları kaç TL ye verirsin, diye sormuş. Bunun üzerine çocuk benim maddi durumum iyi olmadığı için yüz tl olur demiş. Muhtar elindeki paketleri arabaya yükledikten sonra hemen parasını vermiş. Muhtar bunları benim aldığımı söyleme demiş. Muhtar bir süre sonra gözden kaybolmuş. Çocuk eve giderek annesine Anne bana verdiğin yumurtaları ve sütleri yüz liraya sattım, demiş annesi ise çok pahalıya satmışsın demiş.

Bir ay bolluk ve bereketlik ile yaşamışlar.Sonra annesi hasta olmuş. Ateşli bir hastalıkmış. Köyün hastanesine giderek muayene olmuş ama doktor ne yapacağını bilememiş. Çünkü bu köyde hiç böyle bir hastalıkla karşı karşıya gelmemiş. Çocuğun annesini kasabadaki hastaneye götürmüşler. Kasabadaki doktor bu hastalığı biliyormuş. Bu hastalık nadir görülen bir hastalıkmış. Hastalığa yakalananların birisi çocuğun annesiymiş. Bu hastalığın ölümcül bir hastalık olduğunu sadece doktor biliyormuş. Ama çocuk üzüleceği için ona söylememiş. Çocuğun annesi en fazla bir ay dayandıktan sonra ölmüş. Çocuk öksüz kalmış. Çocuk hem yetim hemde öksüz kaldığı için annesinin cenazesini muhtar yaptırmış. Çocuğun artık annesi ve babası olmadığı için çocuğun hayattan hiçbir beklentisi kalmamış.

KÜBRA KARAKAŞ

ATATÜRK ORTAOKULU 6/B


YALNIZLIĞIMLA BAŞ BAŞA

Dolaşsak el ele yalnız kalsak baş başa seninle.

Bir,  gün batımında mesela otursak dip dibe.

Ayak uydursak hafif  kızıla çalan havaya.

Bir ıslık uğultusu getirse rüzgar mesela.

Mutlu olsak, her şeyin iyi olacağını bilircesine.

Her nefes alışta ‘ben mutluyum’ dercesine.

Ya da hayal kursak bilinmezliklere doğru.

Erişemediğimiz yerde olsak birbirimize köprü.

Sen… Ben… Bak olduk ne kadar da mutlu.

Rüzgar  söylese şarkılarını.

Sesleri gelip sarsa beni, doldursa kulaklarımı.

Gözlerimi kapatsam, bir adım atsam mesela.

Eminim yalnız bırakmazsın, gelirsin yanıma.

Bak görüyor musun? Bir gemi geliyor güneşin batışında.

Kim bilir neler taşıyor? Ne umutlar, ne hayaller…

Gördün mü be yalnızlığı? Yalnız değilmişiz meçhul hayatta.

Feyza ASLAN

ÇAYLI 100.YIL ORTAOKULU


TEMİZ RÜYA

İster bazen insan o  üniformayı giymek.

Bakar al bayrağın asaletine.

Cebinde telsiz elinde silah.

Temizlemek ister o vatan toprağını.

Gelir bazen aniden emir.

Görmezsin  anayı  babayı.

Yağar  üstüne bombalar.

İstersin şehit olmayı.

Sonra açarsın gözünü.

Uyanırsın o kurduğun rüyadan.

‘Of keşke” dersin

Sonra başlarsın dua etmeye.

RAMAZAN OLGUN

ÇAYLI 100.YIL ORTAOKULU


AFRİN

Sabah gördüm haberde

Çocuk namlunun dibinde.

Ölüm ensesinde

Taradılar küçük çocuğu.

Askerlerimiz izin vermeyin

Bu hayasızca akına.

Küçük çocuklar orda

Koruyun onları askerlerimiz.

Son zamanlarda hep siz

Konu oluyorsunuz haberlere.

Gururlanıyoruz sizi gördükçe,

Hainleri yere serdikçe.

ARDA DAĞDELEN

ORTACA İMAM-HATİP ORTAOKULU


ANNECİĞİM

Dokuz ay taşıdın,

Sevgi ile büyüttün.

Ben dünyaya gelince

Hep şefkat gösterdin.

O güzel kokunu

Çiçek kokusuna ben kattım.

Senin kendini

Melek zannettim.

Seni hep seveceğim,

Sevgiyle öveceğim.

Lütfen beni bırakma

Canım anneciğim.

ASİYE ERTUĞRUL

ORTACA İMAM-HATİP ORTAOKULU


KALBİM CIZ EDİYOR

Kalbim cız ediyor

Şehit kelimesini duyunca.

Canları acımıyor mu ki vurulunca

Ama dünyaya yine gelseler

Yine asker olurlar bundan çok eminim

Ve yine şehit olmayı dilerler.

Bir yandan selalar okunuyor,

Diğer yandan yine askerim vuruluyor,

Kalbim cız ediyor.

Selalar okunurken herkes suskun

Tüyler diken diken

Gözyaşlarımız sel olmuş gidiyor.

Elden gelen bir şey yok

Kaderde ne yazılmışsa…

Ölüm aslında bir başlangıç

Ama hala kalbim cız ediyor

Bir de şundan korkuyorum ki

Kalbim cız etmeye devam mı edecek?

EDA SULTAN ALTINER

5/A ORTACA ORTAOKULU


DESTANDIR ÇANAKKALE

Büyük zafer 1915’te

Düşman askeri Çanakkale’de

Ruslara yardım için vermişlerdi el ele

Ey dur düşman, destandır Çanakkale

Diyor ki Süleyman Askeri

Çanakkale, Kut’tadır zaferi

Göğsüdür yiğit askerin siperi

Ey dur düşman, destandır Çanakkale

Bir devri batıran, toprak altında yatan

Şanlı şehitlerimizdir düşmana göz açtırtmayan

Çiğnetilmedi, çiğnetilmeyecek bu aziz vatan

Ey dur düşman, destandır Çanakkale.

Medine Can GÜZEL

ÖZALP Ortaokulu  6/B 


BULUTLAR

Hani yağmur yağar,

Şimşeklerin     bağırışlarıyla.

Bulutlar birbirine küsünce

Sonra güneşin gülümsemesiyle

Birden gökkuşağı çıkar ortaya

Ve

Doğanın o muhteşem görüntüsü

Gözler önüne serilir.

Kuşların cıvıltılarıyla

Kelebeklerin uçuşlarıyla

Buna dayanamayan bulutlar

Birbirleriyle barışırlar.

Gökyüzünün sonsuzluğunda

Mutluluğu   duyururlar.

ZELİHA AKŞİT

ŞEHİT ER GÜRSEL ÇELİK ORTAOKULLARI


BEN BİLİRİM

Ben Türk askeriyim.

Ben bilirim memleketimi,

Soğuk gecesini,

Güneşini,

Binlerce mermi altında

Şehadeti beklemeyi

Ben bilirim.

Ben Türk askeriyim.

Ben bilirim ana baba özlemini,

Ben bilirim yârin hasretini.

Bir ülke yıkılırken

Herkes askere güvenirken

Tüm dünyaya kafa tutmasını,

Ben bilirim.

Ben Türk askeriyim.

Ben bilirim Çanakkale’yi.

Ben bilirim Mustafa  Kemal’i.

Vatanımda düşman sürülerini görmeyi,

Kan gölü cepheleri,

Ben bilirim.

ZELİHA TEKELİ

ŞEHİT ER GÜRSEL ÇELİK ORTAOKULU


ANNEMİN ELLERİ

Biraz nasır tutmuş tarlada çalışırken

Annemin elleri

Sıcacık, öpülesi elleri

Saçlarımı okşayan,

Elimi hiç bırakmayan annemin elleri.

Kir tutar, utanır, yüzü kızarır biraz

Sabah akşam koşturur,

Yorulur haliyle, yinede durmaz

Annemin elleri, yumuşacıktır bana

O ne kadar fark etmese de

Gurur duyarım onunla.

MELİKE KAYA

ŞEHİT MUSTAFA AYNA ORTAOKULU


AŞIĞIM SANA TÜRKİYE

 Aşığım,

Çiçeklerine, böceklerine

Aşığım,

Ağaçlarına, dallarına

Aşığım,

Havasına, suyuna

Aşığım,

Toprağındaki masum kokuya

Aşığım,

Türkiye’min her yanına

Aşığım,

Mustafa Kemal’ime, şehitlerime

Aşığım,

Vatanı korumakla övünenlere

Aşığım,

Ona candan bağlı olanlara

Aşığım,

Sana yüce TÜRKİYE

RUKİYE BULUT

ŞEHİT MUSTAFA AYNA ORTAOKULU


BENİM GÜZEL MEMLEKETİM

Dağı, taşı, toprağıyla,

Benim güzel memleketim…

Mis gibi havasıyla,

Benim güzel memleketim…

Cıvıl cıvıl öten kuşlarıyla,

Gürül gürül akan sularıyla,

Bahçeleri, tarlalarıyla,

Benim güzel memleketim…

Yazın kavurucu sıcağıyla,

Benim güzel memleketim…

Kışın üşüten soğuğuyla,

Benim güzel memleketim…

SELİME DALGIÇ

ŞEHİT NASUH AYDIN ORTAOKULU


KİTAP OKUMA SEVGİSİ

İnsanlar kitap okumalı,

Sonra mutlu yaşamalı.

Kitap okumalı,

Yeni keşifler yapmalı,

Kahramanlarla serüvenlere katılmalı.

Her kitap yeni bir dünya,

O dünyaya dalmalı.

Her gittiğimiz yerde,

Maceralarla coşmalı.

Kendimizi geliştirmeli,

Öğrendiklerimizi kağıtlara dökmeli,

Yazımızı geliştirmeli,

Genç kalemler yetişmeli.

HAZAL-YELDA-ESRA-EMİNE SURA 5/A

ŞEHİT NASUH AYDIN ORTAOKULU