Güneyege Haber

HIZLI YAŞAMAK ve HIZLI TÜKETMEK

İnce,zarif,kibar ve hassas duygu yüklü insanlar nereye gitti. Ne ara ortadan kayboldular. İnanın kendilerine hiç doyamadık. Özlüyoruz. Hayatımız da hep olsunlar. Her daim başımızın üstünde yerleri var. Hayat onlarla manalı ve çok güzel….

İnsanı merkeze alan kültür. Herkesin eşit ve kıymetli olduğunu hissettiren yaşam şekli ve tavırlar, bizim kültürümüzün,örf,adet ve anenelerimizin olmazsa olmazıdır..Duyguyu,zerafeti, zekayı,  ince düşünceyi  ve İNSANLIĞI davranışa dönüştürebilenler bu milletin ta kendisidir.. Bizi biz yapanlardır. Millet olmanın gurunu yaşatanlardır..

Utanıp aç olduğunu söyleyemez,yiyecek bir şey isteyemez diye ikram ettiği  kahvenin yanına , su koymak sureti ile misafirinin aç mı tok mu olduğunu anlayabilen ve onu mahcup etmeden , bir şey istemek zorunda bırakmadan, ihtiyacını karşılayan zeka ve insani kültüre kurban olurum ben…

Kafeteryalar açıldı. Değişik damak tadında kahveler çoğaldı belki ama ikramlarda ki mana kayboldu…

Eskiden konar-göçer yaşam tarzındayken çadırlar yuvarlak şekildeydi. Çadırın ortasında da yine ateş yakılır ve etrafında daire olarak oturulup, ateşin ısısından faydalanılınırdı. Yere sofra bezi yayılıp, üstüne de sofra kurulurdu. Sofralar sini veya tabla denilen yuvarlak,daire şeklinde ki malzeme üzerine kurulurdu. Yerleşik hayata geçilince evler köşeli oldu. Siniler veya tablalarda kurulan ve etrafına daire olarak oturulan sofralardan, köşeli masalara taşındık. Ne var bunda diyebilirsiniz. Normal bir gelişme olarak görebilirsiniz. Küçücük ayrıntılar insan hayatını ,kişiliğini,kimliğini ve zihin kodlarını etkiler..

Nasıl mı ?

Çadırın daire şeklinde ve köşeli değilse, sofran da daire şeklinde ve köşeli değilse , köşesi yoktur. Köşesi olmayan yerin de baş köşesi yoktur. Herkes EŞİTTİR. Ayrıcalık yoktur. Baş köşeye kurulanı da yoktur… Sofrada herkes aynı statüdedir. Yere sofra kurmak, nimetin karşısında diz çökmektir. Nimete saygı göstermenin Ritüeli bir gelenektir. Helali ve haramı bilmek, alın terini akıtmak, zor ve meşakketli kazanılan nimete saygı göstermek ve sevdiklerinle eşit paylaşmaktır. Aynı tabaktan yemek, yemek  ise eşitliğin ve paylaşımın ritüelidir… Sofradan kalkmadan önce sini ve üzerinde ki yiyecekler ile beraber kaldırılır. Sonra da kimse yerinden kalkmadan, yere serilmiş olan sofra bezi kaldırılır ki ekmek kırıntısı yere düşmesin diye. İşte bu nimete saygıyı en iyi ifade eden ritüeldir…

Bu yaşam şekli bize nimete saygıyı, paylaşımı ve eşitliği bize yaşayarak öğretiyordu.Yerleşik hayata geçmek ile  Hayat tarzlarımız değişmeye başladı. Yeni hayat tarzları da yaşam şeklimizin değişmesi ile sınırlı kalmadı. Yukarıda bahsettiğim ritüellerin de değişime uğramasına ve anlayışımızın, davranışımızın, algılarımızın farklı bir davranışa evrilmesine yol  açtı. Yeni evlerimiz de artık MİSAFİR ODALARI vardı. Tanrının misafiri kabul edilen konuklar, elimizde ki en güzel imkanlar ile ağırlanırdı. Evin en güzel ve en yeni malzemeleri kullanılırdı. Her evde misafir odası bulunurdu. En güzel ve en yeni eşyalar misafir odasında bulunur, ev sakinleri günlük hayatlarında asla burada ki eşyaları kullanmazlardı. Zamanla Misafir odaları, SALON oldu ve yavaş yavaş misafir kudsiyetini kaybetti..

Evlerde hem ısınmak, hem de mutfak ihtiyaçları için kullanılan ocaklar yerini sobalara,kuzinelere, fırınlara ve klimalara terk etti. OCAĞIN TÜTSÜN duası diller de ama manası anlaşılamaz hale geldi. Eli iş tutan bekar evlatlar bile baba ocağını tüttürmek yerine, başka evlere taşınmanın yoluna bakar oldu. BABA OCAĞI manasını yavaş yavaş kaybetti..

Örnekleri çoğaltabilirim. Meramım yanlış anlaşılmasın lütfen. Eski yaşama dönelim demiyorum. Yaşam tarzımızın değişimi ve modern hayat tarzlarının sonucu geldiğimiz noktayı anlatıyorum.. Her şey hızlı yaşanır ve tüketilir oldu. Bunun sonucunda da sevgiyi, duyguyu, nezaketi  ve tüm insani değerlerimizi de hızlı tükettik. Şimdi de bunun sancılarını yaşıyoruz.. Bunu ifade etmek için örnekleme yaptım sadece..

Devlet ve toplum bilimciler buna bir çare üretmek zorunda. Yeni modern hayatlarımız ile eski değerlerimizin ortak bir yerde buluşması için acilen çalışma yapılmalıdır. Kültürel  erozyon büyük.  Biz biz olmaktan çıkarsak ne oluruz bilemem.. Şu halimizden bile memnun değilsek, daha sonra ki dönemler de ki kendimize yabancılaşmamızın sonuçlarını hayal bile etmek istemem doğrusu..

Bildiğim tek şey ; değer yargılarımızın eğitimi, “ baba ocağında ve ana kucağında “ başlar.. BABA OCAĞI ve ANA KUCAĞI eğitim için çok önemli.. Bu kaleleri güçlendirelim.

Son Haberler