IKSIRINCAYA TIKSIRINCAYA KADAR YİYİN…

Yerel yönetimler iftar çadırları kuruyorlar.

Ramazan sofrası kuramayanlar, öğrenciler, fakiri, fukarası gitsin iftarını açsın diye.

Her gün binlerce insana iftar yemeği veriyorlar.

Organizasyonları, dağıttıkları yemekler gerçekten güzel.

Allah hepsinden de razı olsun.

Peki hedef kitleye ulaşıyorlar mı?

Bence koca bir ‘Hayır’

Gidin iftar çadırlarına,  gelenleri bir izleyin.

Hangi mahalleye kuruluyorsa, o mahallenin sakinleri akın etmiş.

Aile boyu hergün aynı yüzler orada.

Hatta gruplar halinde gelenler var.

O kadar ileri gidilmiş ki, artık misafirlerini  iftar çadırlarında ağırlar olmuşlar.

Utanmasalar kabul günü düzenleyecekler.

‘Aman paramız gitmesin’ diyen zenginleri de fazlasıyla görebilirsiniz.

Bir de siyasileri unutmamak lazım.

Millete belediye kesesinden iftar yemeği veriyorlar.

O kadar aşmışız ki kendimizi, rezervasyon sistemi bile gelmiş.

Gidiyorsun çadıra, ‘Orası dolu, gelecek var.’

Bir de o kadar erken gidip yer tutuyorlar ki, kesinlikle ayakta kalıyorsunuz.

Yani işin özü, gerçek ihtiyaç sahiplerinin gitmesi gereken iftar çadırlarına onların dışında herkes gidiyor.

Bir de iftar yemeklerinin öteki yüzüne bakalım.

Yani 5 yıldızlı iftar sofralarına.

Oteller ve lüks restoranlara.

Her iftar yemeğinde emin olun ki milyonlarca liralık yiyecek çöpe gidiyor.

Sadece kuş sütü eksik sofralar ve harcanan paralar.

Bir insan ne kadar yiyebilir ki, o kadar masalar donatılıyor.

Artık bu iş yarışa haline dönüşmüş.

Aman bizden iyi iftar yemeği veren olmasın yarışı.

Bir iftar için lüks sofralardaki yiyecekler ve harcanan paralarla emin olun ki, bir kent o gün doyar.

Çöpe gidenlerin de haddi hesabı yok.

Keşke 5 yıldızlı iftar yemekleri verenler, onun yerine gidip fakire fukaraya iftar sofraları kursa.

Keşke belediyelerin iftar çadırlarına sadece ihtiyaç sahipleri gidebilse.

Ama nerdeeee.

Böyle gelmiş böyle gider.

Iksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyin.

SEVGİ YOLUMU?  ALACAKARANLIK KUŞAĞIMI? .

Malum beklediğimiz turizm sezonuna girdik sayılır. Üstelik önümüz de bayram..

Peki Dalyan olarak hazır mıyız.?  Bana sorarsanız halen eksikliklerimiz var.

Koyduğumuz kuralları denetleyemeyen bir mekanizmamız var. Asayişti,,trafikti. kaldırım işgalleri ve tutarsız fiyat tarifeleri ..Vs.Vs.

Bilindiği gibi Dalyan’ımızın gezerken haz duyduğumuz sıkılınca rahatlamak için kendimizi attığımız kanalımız boyunca uzanan ‘’SEVGİ YOLUMUZ’’  var..

Adı sevgi yolu ama ben burayı hep ‘’ALACAKARANLIK  KUŞAĞI’’ na benzetiyorum.

Aslında defalarca yazdım. Sevgi yolunda sevgi yok diye. Kime sorsanız dert yanıyor. Sadece yayalara ait olan bu yolda yayanın dışında ne ararsan var. Üzerine üzerine gelen bisikletliler. motorsikletliler hatta bazı kısımların da arabalar bile cirit atıyor., bir birleriyle tartışıp huzuru bozan kişiler bunların yüzünden insanların gezmede tereddüt ettiği bir sevgi yolumuz var.

Geçmişte Sayın Meral Akşener hanım İçişleri Bakanı iken TEBDİLİ KIYAFET karakolları ve halkın yoğunlukla gittiği yerlerde gezer  çaktırmadan denetleme yapardı.

Bizim  Sevgi Yolunun da böyle bir denetlemeye ihtiyacı var. Bence Sayın Valimiz Esengül Civelek hanımefendi bir ara bunu düşünmeli.  Gerçekleştirirse eminim çok büyük faydası olacak.

Hepimiz rahat edeceğiz.

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı