Güneyege Haber

Kamu Yararını Gözeten Bir Ortacalı: Ömer Aydın

468

 Geçtiğimiz haftalarda Güneyege’de yer alan bir haberde, çok uzun yıllardır yöremizdeki öğrencilerin eğitimine hem öğretmen kimlikleriyle bir fiil görevde bulunarak hem de açmış oldukları okullarla hizmet eden Özalp Ailesi’nin “Eğitime Yüzde Yüz Destek” projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’na okul yaptırılmak üzere bir arsa bağışında bulunduklarını okudum ve çok mutlu oldum. Bu konuda gösterdikleri duyarlılık için ve birçok öğrencinin örgün öğretime daha iyi koşullarda ulaşmasına vesile oldukları için Özalp Ailesi’ne bir Ortacalı olarak teşekkür ederim.

Bu haber ile birlikte eğitime verilen ve verilmesi gereken desteğin öneminin gündeme gelmesinin üzerine kendisine teşekkür etmek istediğim çok değerli bir büyüğümüzü anlatacağım bu hafta.

Ortacalıların çok yakından tanıdığı 1931 doğumlu Ömer Aydın, seferberlik sonrasında doğmuş; yokluk zamanlarında tahsilini yapamadığı için hala üzüntü duyan bir büyüğümüz. Kendisi okuyamasa da birçok kişinin okuyabilmesi için çok önemli bir adım atarak sosyal bir soruna yönelik çözümler üretmiş ve banisi olduğu yapılarda kamu yararını gözetmiş.

1944 yılında yaptırılmış olan Merkez İlkokulu (bugünkü adıyla Cengiz Topel İlköğretim Okulu) Ortacalıların gidebildiği tek okulmuş o zamanlar. Cengiz Topel İlkokulu’nda okuyan çocukların Dereköy’den her gün merkezde bulunan okula gidip gelmeleri zor olduğu için ve gidip geldikleri yol boyunca toprak ve çamur içinde kalan kıyafetleri sebebiyle hem öğrenciler hem de anneler için zor bir durum olduğunu fark etmesi üzerine kendisinin de mensubu olduğu Hacı Veliler Sülalesi olarak da bilinen Aydınlar Ailesi’nin geniş nüfusu ile tüm Dereköy sakinlerinin rahatlıkla ulaşabileceği bir okulun yaptırılması fikrinin peşine düşmüş Ömer Aydın. Bu istekle birlikte, Türkiye’nin nüfusu 13 milyon civarındayken, hibe ettiği 2.650 m2 arsaya Aydınlar İlkokulu’nu iki derslikli olarak, 1970li yıllarda inşa etmeye başlamış. Sonra 750 m2 daha ilave edilmiş bu alana.

Okulun yapımı sırasında kendi briket makinası ile kum ve çakılını kendi bahçesinde temin ettiği briketlerini döktüğünü anlatıyor ve böylelikle yapım sürecinin kolay olduğunu aktarıyor. Her gün inşaatında ustalar ile birlikte bulunmuş; akacağını öngördüğü çatı gibi uygulama sorunları olduğunda ise yapıya bizzat kendisi müdahale etmiş.

Okulun bayrak direğini dönemin belediye başkanı Ekrem Şahin sağlamış, Ahmet Çavuş da bayrağı vermiş. Bunun dışında her şeyi kendi imkanlarıyla gerçekleştirmiş.

Yapımı için öncü olduğu bir başka yapı ise bir camii. Her sabah 7’de inşaatına gitmiş yapılırken. Ustabaşı ise Mevlüt Abay olmuş. Bugün yaşı itibariyle Cuma namazına giderken zorlandığını; fakat gitmezse de cemaat kendisini merak ettiği için kendini sorumlu hissederek yine her Cuma yine camiye gittiğini anlatıyor.

Kamu yararını gözeterek, sosyal bir gereksinimle ele aldığı bu iki yapı en bilinen projeleri. Bu yapılar ile ilgili bilgileri kendisinden direkt olarak öğrenebiliyoruz; ancak başka uygulamaları da olmasına rağmen “Hayrı uçmasın…” diyerek anlatmamayı tercih ediyor. 1972-1976 yılları arasında belediye başkan yardımcılığı yaptığı zamanlarda belediyenin yeterli imkanlara sahip olamaması sebebiyle birçok proje yapmak istediyse de gerçekleştiremediği için üzgün. Belki de uygun şartlar olsaydı geçmişte bugün Ortaca çok daha farklı bir çehreye sahip olacaktı; belki de yaptıkları ile geçtiğimiz yüzyılın Mimar Sinan’ı olacaktı; kim bilir…

İki savaştan çıkmış, yokluk içinde kurulmuş bir ülkenin evlatlarının, kendilerinden sonraki nesillerin iyi yetiştirilmesi ve hayırlı birer vatandaş olmaları için özveri ve büyük bir umutla, inşaatı için gerekli olan yapı malzemelerini dahi kendilerinin sağladığı koşullar altında sosyal problemleri ve gereksinimleri göz önünde bulundurarak kamu yararını gözetmeleri bugün hepimiz için önemli bir ders niteliğinde. Umarım Ömer Aydın gibi birçok kişi elinden geldiğince eğitime katkıda bulunmaya devam eder.

Tüm Ortacalılar adına, yeğeni olmaktan büyük gurur duyduğum sayın Ömer Aydın’a şükranlarımızı sunarım. Eminim ki; ’76 yılında okulun açılmasından itibaren yolu Aydınlar İlköğretim Okulu’ndan geçmiş herkes O’nu minnetle anıyor.

Dayımla görüşmemiz sırasında sözlerini tamamlarken ailemizle gurur duyduğunu vurguladı. Biz de birçok insanın hayatına dokunan böyle değerli bir büyüğümüzün yeğenleri ve torunları olduğumuz için şeref duyuyoruz. Allah kendisine sağlık ve uzun ömürler versin ve başımızdan eksik etmesin.

Bu yazıyı kaleme almak istediğimde dayım ile kişisel görüşme gerçekleştirmek üzere hemen O’nu ziyarete giden ablam Gülser, eniştem Erkan ve yeğenlerim Rafet, Yağmur ve Damla’ya bana sağladıkları bilgiler için; ve tüm bağlantıyı sağladığı için babam Rafet Tanış’a çok teşekkür ederim.