Güneyege Haber

Küba

fatma-tanis

Karayipler’de bir ada ülkesi olan Küba’yı, resmi adıyla Küba Cumhuriyeti’ni anlatmaya çalışacağım bu hafta. Uçakla 14-15 saatlik uzaklıktaki bir ülkeye gitmek değil, oldukça farklı bir zaman dilimine yolculuk, farklı bir deneyim Küba’da bulunmak.

Küba’nın keşfine, sömürge yıllarına bakalım önce. 28 Ekim 1492 yılında ilk olarak Christopher Columbus tarafından keşfedilmiş. 1898 yılına kadar İspanya sömürgesi olarak kalmış ve 1902 yılından özgürlüğüne kavuşmuş. Bu sebeple özellikle Havana ve Trinidad’da koloniyal döneme ait birçok yapı ve meydan görmek mümkün. Tridad ise UNESCO Kültür Miras Listesi’nde.

Elbette hem kendi tarihlerine hem de dünya tarihlerine damga vuran olay ise 1953 yılında başlayan ve 1959 yılında gerçekleşen Küba Devrimi. Fidel Castro, Che Guevara ve Raul Castro bu devrimde en önemli rolü oynayanlar. Dünya ve elbette Kübalılar bugünkü Küba’yı onlara borçlu.

Ata sporunun beyzbol olduğu Küba, dansın ve müziğin memleketi aynı zamanda. Rumba, bolero, cha cha cha ve salsa Kübalıların dansları. Mutlaka en az bir kez dinlediğinize inandığım Guantanamera şarkısı Küba halk müziğinin temel taşlarından sayılabilir. Joseíto Fernández tarafından bestelenmiş şarkının sözleri ise José Martí’ye ait.

Ülkede kullanılan iki çeşit para birimi var: Küba Pezosu Cup ve çevrilebilir Küba Pezosu olan Cuc. 1 Cuc 25 Cup değerinde. Turist olarak bizim kullandığımız para birimi Cuc. Alışverişler hep bu birim üzerinden. Kredi kartı kullanımı neredeyse yok denilecek kadar az; o yüzden yanınızda nakit bulundurmanız gerektiğini unutmayın. Yerel halktan edindiğimiz bilgilere göre aylık asgari ücret 12 Cuc yani yaklaşık olarak 12 Amerikan Doları kadarmış, en yüksek aylık gelir ise 150 Dolar dolaylarında. Devlet temel ihtiyaçları vatandaşlarına sağlıyor. Gelir miktarı bize “nasıl olur?” dedirtse de geçinmek burada dert değil.

Göze çarpan taşıma araçları arasında bisiklet-taksiler yer alıyor. Sokaklarda bolca görebileceğiniz bu araçlar büyüklüklerine göre genellikle bir şoför ve 2 ila 4 yolcuyu taşıyabiliyor. Bisiklet taksiler haricinde ulaşım bir kamyonet benzeri otobüsle yapılıyor. Bunlar dışında hatrı sayılır sayıda at arabaları da trafikte yer alıyor.

Arabalar elbette Küba resminin en güzel tamamlayıcıları. Genellikle 1959 yılına kadar Amerika’dan gelmiş olan araçlar günümüzde hala Küba sokaklarında ve yollarında boy gösteriyorlar. Ulaşımınızı sağlarken kullanacağınız taksilerin bu tür klasik arabalardan olması çok muhtemel. Tadını çıkarın!

Bir diğer konu ise Küba’nın sağlık konusunda ne kadar iyi olduğu. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da örnek gösterilen sağlık sistemiyle Küba, 1963 yılından beri gelişmekte olan ülkelere gönderdiği doktorlarla yaptığı sağlığa katkılarla biliniyor. Günümüzde 30.000’den fazla Kübalı doktor 60’tan fazla ülkeye hizmet veriyor. Bulunduğumuz uçakta turistik gezi dışında özellikle akciğer kanseri ve göz hastalıkları tedavisi için Küba’ya giden birçok yolcunun bulunması da bunu destekler nitelikte. Buraya turist olarak gitmenizi umarak gezeceğiniz şehirler listesine Havana, Trinidad, Santa Cruz, Varadero, Viñales’i ekleyebilirsiniz. Varadero’da birçok tatil köyü var, bembeyaz kumsallarıyla ve muhteşem deniziyle konaklamanız için uygun bir yer olabilir; ancak bu şehirler arasında Küba deneyiminizde en az etkisini bırakacak yer diyebiliriz. Genellikle Küba’da evler turistlerin konaklaması için kullanılıyor. Bu şekilde konaklamak esasında yerel kültürü öğrenmek için en güzel seçenek.

Küba sigara ve alkol konusunda da dünyada adından söz ettiriyor. Puronun memleketi ve en güzel romlar burada üretiliyor. 1934 yılına tarihlenen rom Havana Club, halen en önemli markalardan ve bugün Küba’nın ulusal markası olarak Amerika Birleşik Devletleri hariç tüm dünyaya ihraç ediliyor.

Umuyorum ki ambargolar kalkmadan, Küba dünyaya uyum sağlamadan, donduğu zaman diliminde yaşarken yolunuz buraya düşer ve sizler de bu güzel ülkeyi olduğu gibi anlamaya çalışırsınız. Küba anlatmakla bitmez elbette. Bir sonraki yazımda kişisel deneyimimden bahsedeceğim. Mutlu haftalar diliyorum. Sevgiler…