Güneyege Haber

Maalesef durum bu!

Altlarında son model arabalar, bellerinde silahlar, ceplerinde paralar, kollarında kadınlar.

Evet, maalesef ki, şimdiki dizilerimiz bunlardan ibaret.

Akşam televizyonların karşısına oturunca, silah seslerinden ihanetlerden, kan görmekten bir hal olduk.

Sabah da vur patlasın çal oynasın saçma sapar programlar.

Çoluk çocuk oturuyoruz televizyonların karşısına, şiddet, ihanet, ahlaksızlık, kabadayılık izleyip duruyoruz.

Sonra da şiddet veya cinayet olayları ile karşılaşınca “Bize ne oluyor?” diyoruz.

Bizi gittikçe psikopat bir toplum haline getirdi bu diziler.

Bence RTÜK, Kemal Sunal filmlerindeki bizi güldüren basit küfürleri bipleyeceğine, bu saçma sapan dizilere bir son versin.

Şehrin göbeğinde o onu vuruyor, öbürü diğerini.

Resmen savaş oluyor, ne hikmetse bir tek polis veya asker yok bu dizilerde.

Bu dizilerin karşısında büyüyen çocuklarımızı ve gençliğimizi düşünün.

Etkilenmese etkilenir.

Sonra da gidip gerçek hayatta uygulamaya çalışır.

Çünkü televizyon ve diziler toplum olarak bizleri çok etkiliyor.

Eskiden ne güzel filmler ve diziler vardı.

O zaman da toplum olarak bunlardan etkilenirdik.

Ama orada aile filmleri, bizleri birbirimize bağlayan, aile bağlarını güçlendiren filmler izlerdik.

Zamanın filmlerdeki en kötü adamı Erol Taş’ı gerçek hayatta kaç defa dövmüşlerdi.

Filmlerimizde birkaç kötü adam olurdu, onlar da gerçek hayatta dayak yiyip dururlardı.

İşte biz o dönemlerde bu kadar insaniyetli ve vicdanlı bir toplumduk.

Şimdi mi, bütün filmler ve diziler kötü adamlarla dolu.

Toplum olarak da hergün kadın cinayetleri, şiddet olayları, ahlaksızlıklarla karşı karşıya kalıyoruz.

Belki sizlere saçma gelebilir ama, gerçek şu ki, dizilerle yatıp kalkan bir toplum olarak, oradaki kahramanları örnek alır duruma geldik.

Gerçek hayata şöyle bir bakın.

O dizilerdeki gibi giyinmeler, dövme yapmalar, silah taşımalar, araçlar.

Gittikçe o dizilerdeki gibi bir yaşam tarzına ilerliyoruz.

Ne diyelim, Allah sonumuzu hayırlı eylesin.

X

Akademik alanda siyaset bilimi tartışılabilir ama siyaset akademik bir alan değildir.

Bu gerçeğin yanı sıra akademik alanın siyasete bulaşması ise tehlikeli bir süreçtir.

Ve üzülerek belirtmeliyim ki akademik alana siyaset bulaştırılmıştır.

Böyle olduğu için de öğrencisiyle, öğretim görevlisiyle, akademik alan psikolojik bir sorun yaşamaktadır.

Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık durumuna düşen bilim adamı geçinenlerden, bu ülkeye yarar da gelmez hayır da gelmez.

Kimseyi incitme diye bir maksadımız olmadığını belirterek başka bir konuya geçelim.

Boşanmalar gırla gidiyor.

Konkordatolar (anlaşmalı iflaslar) almış başını gitmiş.

Konkordato ilan edemeyenlerin, iş yerlerinde, fabrikalarında yangınlar çıkıyor, her şey küle dönüveriyor.

Her gün birkaç cinayet işleniyor.

Hem de hiçten yere.

Adam en yakınlarını vuruyor, öldürüyor ve polisi arayıp suçunu itiraf ederek teslim olacağını söylüyor.

Adalet dağıttığı düşünülen adalet saraylarının önünde cinayetler işleniyor.

Parklarda gezmek, oturup dinlenmek yürek işi oldu.

Mafya özentisi içinde olan gençler ya gasp olaylarına ya yaralama, öldürme olaylarına karışıyorlar.

Terör olayları bir türlü bitmiyor.

Ölenlere rahmet, yaralılara acil şifalar dileğinden öteye gidilemiyor.

Son Haberler