Güneyege Haber

MADDE KULLANIMI VE BAĞIMLILIK…

Bağımlıyım ben … Çünkü yaşamla sağlam bağlar kuramadım…. Büyürken salamadım köklerimi toprağa… Ben olamadım…. Belki izin vermediler ben olmama belki de ben beceremedim ben olmayı… Ayakta duramadım bağımsızlaşamadım ve yaslanmak zorunda kaldım bağımlılığa… Zarar görmüşüm ama ben göremedim çünkü ben yoktum…. Ve vazgeçemedim….

Bağımlılık olgusunun bir özetidir bu. Son yıllarda dünyada ve ülkemizde madde kullanımı ve bağımlılık hızla artmaktadır. Madde kullanımı, davranışlarda bozukluktan tutun toplum sağlığı, aile sağlığı, ders başarısı gibi konulara kadar bir takım bozulmalara neden olmaktadır. Birkaç istatistik bu durumu sizlere daha net anlatacaktır. Ülkemiz gençlerinin yarısından fazlasının hayatında sigarayı en az bir kere denediği bilinmektedir. Yaşam boyu en az bir kez alkol kullanımı %35-45 ,esrar kullanımı %3-4 , uçucu madde kullanımı ise %4 civarındadır. Bunların yanında son yıllarda televizyon ve sosyal medyada sıkça karşılaştığımız sentetik uyuşturucular da çok sık kullanılmaktadır. Bu tür uyuşturuculara  ulaşım diğerlerinden çok daha kolay olmakla birlikte ölüm riski de bir o kadar fazladır.

Genel anlamda ergenlikteki problemler, aile içi çatışma ve aile bağlarındaki eksiklik, cinsel istismar( şu an için ülkemizin gündem konusu) , travmatik yaşam olayları, akran baskısı gibi faktörlerin madde kullanımı ve bağımlılığa neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca evsiz olan çocuklar da bağımlılık gözlenen grubun içinde en üst sıralarda  görülmektedir.

Peki madde kullanımı gerçekleştiren bağımlı çocuk nasıl anlaşılacaktır?

En önemli belirti davranış değişikliğidir. Ani duygu durum dalgalanmaları , sersemlik hali, gerginlik, sinirlilik, bir şey saklıyor gibi davranma hali, normalden fazla ya da az yemek yeme, gözlerde kızarıklık , göz damlası kullanmaya başlama, yanında sürekli pipet bulundurma gibi davranışlar bağımlılığın başlıca belirtileri olarak görülmektedir. Bazı uzmanlar fazla para harcama ve para çalma gibi davranışları da bağımlılık belirtisi olarak görmektedirler.  Belirtileri saymak işin kolay yanıdır. Zor olan, bu belirtileri gözlemleyen ailenin ne yapacağıdır.  Öncelikle ailede büyük bir hayal kırıklığı, duygusal yıkım gerçekleşmektedir. İlk önce inkar etme, görmezden gelmekle  birlikte durumun kesinleşmesiyle öfke ve panik ortaya çıkmaktadır. Fakat öfke ve panik durumun daha da kötüye gitmesine neden olacaktır. Burada şunu ifade etmem gerekir; bağımlılığın bir aile hastalığı olduğu unutulmamalıdır. Bağımlı bir çocuğa sahip olan aile zorlu bir sürece hazır olmalı, aile bağlarını her zamankinden daha sağlam hale getirmeye çalışmalı, desteklerini ve enerjilerini üst düzeye çıkarmalıdırlar. Çünkü bağımlı birey toplumsal ve akran anlamında yalnızlaşacak ve hiç olmadığı kadar iletişime ihtiyaç duyacaktır. Her şeyden önemlisi de aile mutlaka bir klinikten ya da uzmandan yardım almalıdır. Ülkemizde son yıllarda bağımlılık ile mücadele eden kamu kurum ve kuruluşları oldukça artmış ve başarılı sonuçlara imza atmışlardır.

Son olarak bizler aile olarak,  madde kullanımı ve bağımlılık için hiçbir zaman ‘benim çocuğum öyle şeyler yapmaz’ ya da ‘burası küçük memleket burada öyle şeyler olmaz ‘ demeden hareket etmeli ve her daim bu durumun ciddiyetinin bilincinde olmalıyız… Hoşcakalın…