Güneyege Haber

OKUL FOBİSİ

Üç aylık yaz tatilinin ardından zorlu okul maratonu başladı. Aileler dikkat!

Eğitim öğretim yılı başlangıçlarında biz öğretmenlerin konuştuğu her üç konudan ikisi okul fobisi olmaktadır. Anasınıfı veya 5. sınıf fark etmeksizin ortaya çıkabilen bu durum çocuğun yazınki alışkanlıklarından uzaklaşmasıyla birlikte ortaya çıkan yeni düzene alışma sürecindeki zorluklar olarak da tanımlanabilmekle birlikte ; çocuğun okulda yaşadığı sıkıntı,gerginlik ve huzursuzluk halidir diyebiliriz.  Aslında bir çok çocuk okulun ilk günlerinde gergin  ya da huzursuz olabilir. Bu gerginliğin ya da huzursuzluğun okul fobisi olarak tanımlanabilmesi için yaşıtlarına göre abartılı olması gerekmektedir. Okul fobisinin en çok görüldüğü yaşlar 5-6 ve 11-12’dir. Okullar bu yaş grubundaki öğrencilerle bu yüzen uyum programı yaparlar.

Okul fobisi tanımı 1900’lü yılların başında eğitimin sistematik hale gelmesiyle literatüre girmiştir. Bu fobi sadece okula başlanılan süreçte değil ilerleyen yıllarda da ortaya çıkmaktadır.

Aslına bakılırsa genellikle anneden ilk ayrılık okul fobisini başlatmaktadır. Annesine ve anne yerine bağlandığı babaanne ya da bakıcıya bağlı olan çocuk sevdiği alıştığı ortamdan (güvenli ortam), sevdiği alıştığı kişiden (güvenli kişi) ayrılmak istemeyecektir. İşte bütün mesele budur.

Okul fobisinin nedenleriyle ilgili farklı görüşler vardır. Bunlardan ilki aile yapısıdır. Aşırı koruyucu aile tiplemesinde çocuk okul fobisi geliştirecektir. Çünkü aile aşırı koruyucu olduğu için çocuklarına sürekli müdahale ettiği için çocuk bağımsız karar verme ve sosyalleşme becerilerini kazanamaz. Aşırı serbest bırakan aile tiplemesinde de problem olmaktadır. Çünkü böyle ailede yetişen çocuk da uyum sağlama ve yön tayin etmekte ciddi problemler yaşar.

Okul fobisinin bir diğer nedeni ise ailede var olan yapısal kaygıdır. Ebeveynlerde var olan kronikleşmiş yapısal kaygı çocuğa da yansıyacağı için (model alma) bağımsız olarak hareket etmeye başladığı zaman bu durum kendini fazlasıyla göstermektedir.

Peki okul fobisiyle nasıl başa çıkılır?

Aslında önce tetikleyen unsurlar açık bir şekilde teşhis edilmelidir. Bunlar genellikle şöyle sıralanabilir.

– Anne baba arasındaki sorun. Çocuk böyle durumda annenin zarar görmesinden korktuğu için anneden ayrılmak istemeyecektir.

– okul ya da öğretmen değişikliği. ( güvenli ortam veya güvenli kişi değişikliği yeni kişiye ya da ortama güven sağlayıncaya kadar problem yaratabilecektir.)

– okuldan bir müddet uzak kalma

-çocuğun istismara maruz kalması ya da okulda bir travma geçirmesi

– (en çok rastladığımız) ailenin beklentisinin yüksek olması ve bunu çocuğuna sürekli beyan etmesiyle  birlikte ortaya  çıkan performans kaygısı

 

Gelelim ebeveyn olarak yapılması gerekenlere ; çocuk şımarıklık yapıyor diye kesinlikle eleştirilmemeli,konuşarak okulun güvenli ortam olduğu yönünde ikna edilmeli,çocuğun okul dışında da farklı ortamlarda kalabilmesi için desteklenmelidir. Var olan fobiyi yenmek için ‘bırak yüzleşsin alışacaktır’ denmemeli, bütün velilerin bildiği kademeli olarak alışma süreci uygulanmalıdır. Çocuk gitmek istemiyor diyor diye sürekli evde tutulmalı, yarım saat de olsa okula gidilmelidir.

Öğretmen de ‘alışır bir şekilde’ demeyip sabırlı davranarak ikna etmelidir. Çocuğun hassasiyetini anlamalı, herkese eşit davranmalıyım demeyip ilk günler bu problemi yaşayan öğrencilerle biraz daha fazla ilgilenebilmelidir.

Son olarak eğer bu durum panik atak belirtileri olan; kalp çarpıntısı, ağız kuruluğu, uyuşma,titreme, bulantı, karın ağrısı, kusma gibi belirtilere dönüşüyorsa mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

Okula yeni başlayan çocukların bir an önce uyum sürecini atlatmaları, diğer öğrencilerin ve değerli öğretmenlerimizin başarılı bir eğitim öğretim yılı geçirmesi dileğiyle…. Hoşçakalın