Güneyege Haber

Okullarda, üniversitelerde, dershanelerde öğrenci, müşteri.

Öğrenci velisi müşteri.

Hastanelerde hasta müşteri, hasta yakını müşteri.

Pazar ola desek, bize kızan çok olur.

Aslında kızacaklarına muhasebelerini kontrol etseler, bize hak verirler ama o defterleri dolu olduğundan, gizli de olsa kızmakla yetinirler.

Aslına bakarsanız her yurttaş ayrı ayrı müşteri.

Kimin müşterisi?

Söylemeye dilim varmıyor ama devletin müşterisi.

Nasıl mı?

Şöyle ki efendim; evinizde, işyerinizde elektrik var, su var, müşterisiniz.

Bir aracınız var.

Birkaç kere müşterisiniz.

Yola çıktınız, otobana girdiniz, müşterisiniz.

Yakıt alırken müşterisiniz.

Aracınızın vergisini verirken, sigortasını yatırırken müşterisiniz.

Oturduğunuz konut kendi malınızsa, emlak vergisi müşterisisiniz.

“Ne yapalım kardeşim, sistem bu, düzen böyle” diyecek olursanız, ben de “eee kardeş, sistemi kuran da sensin, düzene boyun eğen de sensin” dersem sakın kızma.

“En iyisi sen sisteme teslim ol ki bu düzen böyle sürüp gitsin” derim.

Çark nasıl olsa dönüyor.

Ve görünen o ki bu çark bir süre daha böyle dönmeye devam edecek.

Ya sonra?

O sonrayı düşünmek bile istemiyorum…

X

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı evlenme ve boşanma istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, geçen yıl evlenen çiftlerin sayısı önceki yıla göre yüzde 4,2 azalarak 569 bin 459’a geriledi. Kaba evlenme hızı binde 7,09 olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde, boşanma sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artarak 128 bin 411’e yükseldi. Kaba boşanma hızı binde 1,6 oldu.

En yüksek kaba evlenme hızı binde 9,6 ile Kilis’te görüldü. Bu ili binde 8,29 ile Adıyaman, binde 8,2 ile Şanlıurfa izledi. Kaba evlenme hızı en düşük binde 4,14 ile Gümüşhane’de oldu. Bu ili binde 5,26 ile Kastamonu, binde 5,39 ile Bayburt takip etti.

En çok evliliğin yapıldığı Kilis’te, bu evlilikler Kilisliler arasında mı yapılmış yoksa nüfusunun iki katı oranındaki sığınmacı Suriyeliler arasında mı yapılmış?

Bir de bunu araştırıp açıklasalar tam olacak.

Her türlü sıkıntının kol gezdiği cennet ülkemde, istatistikçiler bakın nelerle uğraşıyorlar?

Böylece bunu da öğrenmiş olduk…

X

Fırında, caddede, sokakta karşılaştığımız dostlarımız “Yahu şu ekmeği yazsana, ne zaman kaliteli ekmek yiyeceğiz” diye sitem ediyor.

“Yazıyoruz” diyorum, nafile!.. Ben ümidini kaybettim, sanırım vatandaş ta öyle!..

Bazı kurumlar ve belediye, bu konuda ortaya çıkıp “şunu yaptık, bunu yaptık” diyebilir. Önemli olan bu değil, vatandaşın sofrasına konulan ekmek ne durumda, ben ona bakarım.

Sonuç hüsran maalesef!..

Alınan yolun bir arpa boyu olmadığını görebiliyoruz.

Eskiden, Bakanlar, Başbakanlar da, “kaliteli ekmek üretilsin” diye açıklamalar yapardı, şimdi onlardan da ses yok!..

Ülkede neler değişti, neler. Bir tek ekmeğin kalitesi değişmedi.

Unu hileli, mayası bozuk, ekmeği her gün midemize indirmek zorunda kalıyoruz!..

Hem sağlığımızı kaybediyoruz, hem de cebimizdeki paramızı!..

Ekmeğin kalitesiz olmasının birinci derecede sorumlusu pide fırınları mı, yoksa unun kalitesizliği mi?

Bunları tartışmak, konuşmak için daha ne kadar bekleyeceğiz!

Yıl da birkaç kez bir araya gelinerek verilen görüntülerden, bugüne kadar sonuç alınamadığı da ortada!..

Un fabrikalarına ne gibi yaptırımlar uygulanıyor, ben bunları bilmek istiyorum. Fabrikanın, unun çuvalını mevzuata uygun hale getirmesi, ekmekte beklediğimiz kaliteyi getirmez.

Önemli olan ekmeğin kalitesi…

Kaliteli ekmek tüketmek için daha bir fırın ekmek yememiz gerekiyor!..

Ordan buradan da olsa ,

Ne yazarsak yazalım boş!..

Son Haberler