Güneyege Haber

SADECE TUZ YETMEZ..!

Herkes Demokrasi istiyor.Dillerde Hak,Hukuk , Adalet ve Eşitlik nidaları var..Yerel seçimler de partilerince, kendilerini yönetecek başkan adaylarının tespit edilmesinde söz sahibi olmak istiyor.Güç odaklarının, gizli ellerin veya  dar çevre gruplarının lobi faaliyetlerinden muzdaripler.Her seçim bölgesinde, aday adaylarının da seçmeninde isyanı var.GERÇEK DEMOKRATİK YÖNTEMLER ile adayların tespit edilip, seçmenin karşısına çıkarılmasından yana tavır koyup, bu isteklerini adeta haykırıyorlar.

İstemek deyince aklıma güzel bir hikaye geldi. Tam konumuzla alakalı..

“ Gencin biri, sevilen ve sayılan bir hocanın sohbetine katılmış. O gün sohbet konusu peygamberimizi rüyada görmek ve peygamberimizi rüyada görmenin faziletleri üzerineymiş. Hoca o kadar güzel anlatıyormuş ki genç delikanlı muhteşem bir şekilde etkilenmiş ve peygamber efendimizi rüyasında görmek için adeta yanıp tutuşmuş..

Peygamberimizi rüyasında görme isteği ve görebilirim heyecanı ile eve gelen genç adam, bu ümit ile dualar ederek yatağa uzanmış ve uykuya dalmış. Sabah uyandığında ise peygamberimizi rüyasında görememenin hüznünü yaşamış. Belki bu gün gece rüyamda görürüm ümidi ile yine dualar ile uykuya dalmış ama sonuç nafile. Bir türlü peygamberimizi rüyasında görebilme imkanını yakalayamamış. Günler , günleri kovalamış ama genç adam bir türlü arzusuna nail olamamış ve büyük bir hüzün yaşamış. Peygamberimizi rüyasında görebilmenin  bir yolu olmalı ama acaba nedir..? diyerek düşünürken sohbeti yapan hoca efendiye sorup öğrenebilirim diye aklına gelmiş..

Heyecanla Hoca efendinin yanına gidip, yaşadıklarını ve peygamberimizi rüyasında görme isteğini anlatmış. Ne yaparsam görebilirim..? bunun bir yolu var mıdır ? diye sormuş.

Hoca genç delikanlıya tabi ki de var. Şimdi gidiyorsun ve balık halinden iki kilo balık alıyorsun. Sonra üç kilo tuz alıyorsun ve balıkları bu tuza yatırıyorsun ,akşama kadar bekletiyorsun. Akşam balıkları tuzdan çıkarıp, pişirip afiyetle yiyorsun ve yatarken peygamberimizi rüyanda görmeye niyetlenip dua ederek uyuyorsun. Rüyanda peygamberimizi görebilirsin diyor. Genç delikanlı hemen gidip, iki kilo balık ve üç kilo tuz alıyor. Eve gidince balıkları güzelce tuza yatırıyor ve beklemeye bırakıyor. Akşam tuzdan balıkları çıkarıp, güzelce pişirip, afiyetle yiyor ve gecede hocanın söylediği şekilde dualar ile niyet ederek uykuya geçiyor…

Gerçekten rüya görmeye başlıyor. Rüyasında çok büyük susuzluk çektiği için sürekli pınarlar, dereler, çaylar ve kendisini kana kana su içerken buluyor. Arada bir susuzluğun etkisi ile uyanıyor, kalkıp kana kana su içiyor ve tekrar uyuyor. Rüyasında yine pınarlar, göller, derelerde yine kendisini su içerken buluyor.. Bu durum sabaha kadar tekrarlanıyor.  Sabah olunca doğruca hoca efendinin yanına gidiyor ve hocam bana yedirdin tuzlu balığı, ben peygamberimizi görmeyi  umut ederken, sabaha kadar rüyamda kana kana su içtim. Bu nasıl bir haldir deyince, Hoca  gence ; SEN SUYA YANDIN, SUSUZLUĞUN ve YANGININ SU OLMUŞ ve SABAHA KADAR PINARLARDAN SU İÇMİŞSİN. SUSUZLUĞUN ve YANGININ PEYGAMBERİMİZ OLSAYDI EĞER SABAHA KADAR RÜYANDA PEYGAMBERİMİZİ GÖRÜRDÜN demiş…”

Demokrasi, hak-hukuk,adalet ve eşitlik isteyen herkesin bu isteğini söylemlerde bırakmayıp, gönüllerinde ve ruhlarında bu kavram ve değerlere tam manası ile YÜREKTEN YANGIN olmaları gerekiyor demek ki.. HERKESE LAZIM BU DEĞERLER. Unutmayalım lütfen… sadece tuz yetmiyor işte.

Son Haberler