Güneyege Haber

Sevgi Yolu’mu alacakaranlık kuşağımı…

492

Her sene bu aylarda aynı telden çalıp oynuyoruz.

Konu başlığı da aynı şey…

‘’Dalyan turizme hazır mı?’’

Dalyan turizme hazırsa turizmciler turizme hazır mı?

Turizmciler de turizme hazırsa Turist hazır mı?

Lastik gibi uzat gitsin en sonunda sorunun cevabını bulmadan kopuyor zaten.

Ana yollardan Dalyan’a doğru yaklaştığınızda sizi karşılayan tabelalarda “Gizli cennete hoş geldiniz” yazıyor.

Hele de ilk kez geliyorsanız sizi alıyor bir merak.

Gerçi insanlar gideceği yer hakkında  az çok bir araştırma yapıyor… Google amca var. Dalyan diyorsunuz inciğini cıncığını veriyor.

Şahane kanal manzarası, kanala tepeden bakan Kral Mezarları, onun üzerinde antik kent.

Çamur banyoları. Tekne turları… Diyorsunuz ki hakikatten gizli cennete nihayet geldim.

Ha birde dünyaca ünlü kumsalı ve Caretta Caretta’lara ev sahipliği yapan güzelim İztuzu…

Yılın 8 ayı ılık bir deniz suyu.

Doğasıyla harita üzerindeki yerleşimiyle Gerçekten Cennet DALYAN…

Bu Cennet’te insanların ana geçim kaynağı tekne turizmciliği, balıkçılık ve narenciye…

Eskiden pamuğuyla da ünlüymüş ama mevzu derin.

Tadımızı bozmayalım.

Herhangi bir yere rezerve yaptırdınız veya yaptırmadan arabanızla geldiniz Dalyan’a.

Gerçi Dalaman gibi uluslararası bir havalimanı hemen yanı başınızda olsa bile iki saatte Avrupa’dan ulaştığınız veya 50 dakikada memleketin herhangi bir yerinden ulaştığınız Dalyan’a öyle yağma yok! Havalimanından ulaşma süreniz özel taksi tutarsanız yarım saat. Hayır tutmadınız HAVAŞ veya MUTAŞ ile ulaşayım dediniz, Dalaman’dan sabah çıkarsanız öğleden sonra Dalyan’a ulaşırsınız. Bavullar elinizde sürükleye sürükleye Ortaca otogarına ulaştığınızda kan ter içinde kalırsınız. Bunları yazıyorum… Fakat gizli Cennet Dalyan’ı kötülemek için değil.

Evet havalimanından veya özel aracımızla Dalyan’a geldik. Manzarayı gördük. Hayran olduk.

Aman Allah’ım bu ne muhteşem güzellik dediniz ve kalacağınız veya planladığınız yere kendinizi attınız… Dalyan’ımızın işletmecileri gerçekten dört dörtlüktür. Birer aile işletmeleridir… Müşterilerle ilişkileri düzgündür… Sizin hoşça vakit geçirmeniz için ellerinden geleni yaparlar…

Şimdi buraya kadar anlattıklarım gizli Cennetimizin güzel yönleri… Fakat gizli Cennet derken  bazen Cennette Cehennemide yaşayabilirsiniz…

Buraya kadar birinci bölüm diyelim…

Şimdi gelelim ikinci bölüme…

Dalyan Mahalle olarak Ortaca Belediyesine bağlı, nereye kadar derseniz gördüğünüz muhteşem kanala kadar İlçe belediyesi sınırları içinde.

Kanal… İskele… Tekneler ve Rıhtım, Muğla Büyükşehir Belediyesi kontrolünde…

İskeleye geldiniz. Kooperatif teknelerinin tüm tarifeleri standarttır. Turlar harici özel tekne kiralamak istiyorsunuz… Kesinlikle fiyat araştırması yapıp pazarlık etmelisiniz… Benden söylemesi…

Geçmiş yıllarda tekneciler insanları yollarda çevirip “tekne var abi” diye bunaltıyorlardı… Fakat bu olaylar artık yaşanmıyor denecek kadar az…

Turizm bölgelerinde  öyle gördüğünüz neresi olursa olsun kapısında fiyat tarifesi olmayan hiçbir yere girmeyin…

14 yıllık Dalyanlıyım bana bile bir bardak portakal suyunu 12 lira yazan yer oldu…

Ha bu genelleme mi tabi ki hayır…  Bodrum’da bir lahmacun 50 lirayken bizimkinin kıymeti yok…

Turizmci turiste bir kerelik gözüyle bakmayacak…

Ona her zaman muhtaç olduğunu bilmeli…

Neden turizm zayıf demeyip birazda çuvaldızı kendine batıracak…

Haa devlet politikası yanlıştır doğrudur. O politika ülke ekonomisini etkiler ama esnafın hatası önce kendi cebini etkiler…

Bu konuda seçim arifesi filan dememeli, burada Belediyeye ve denetim ekiplerine çok iş düşüyor. Tesisler fiyat tarifelerine ve hatta mutfaklarına kadar devamlı denetlenmeli.

Bence bu konu Dalyan’da pek yeterli değil… Herkes görevini yapmalı…

Dalyan iskele de yine sorunlar başladı.

Teknecilerin yer sorunu.

Şirket olanlar şuraya olmayanlar buraya gibi…

Göl üzerindeki tekne trafiği…

İskeledeki yoğunluk.

Acil önlem planı devreye girmeli… “Dalyan kanalını yoğun trafikten nasıl kurtarırız… Restoran önlerindeki uygunsuz tekne parklarını nasıl düzene sokarız” gibi…

Göl manzaralı işletmeci diyor ki  “Devlete işgaliye parası ödüyorum. Tanıtımlarımız da göl manzaralı oda satıyorum ama müşteri geldiğinde gölü göremiyor. Hani göl nerede diyor”

Bu konu sezon başlamadan çok acil ele alınmalı.

Dalyan iskelede teknelere yer paylaşımı adilce ve hemen yapılmalı… Kimseye taviz verilmemeli. “O şunun adamı, bu bunun tanıdığı” gibi… Kesinlikle iskelede ki görevlilerin adam tutmaması gerekiyor. Bu konunun zaten yakında tüm detaylarını sizlerle ayrıca paylaşacağım.

Sevgi Yolu…

Hemen hemen herkes bilir sevgi yolunu. Gündüzleri o yolda gezmeyen hatta hatıra resimleri çektirmeyen yoktur.

Fakat her gündüzün birde gecesi var.

Bizim doğa harikası sevgi yolu akşamları birden bire alacakaranlık kuşağına dönüşüyor.

Şimdi Sayın Kaymakamım. Sayın Jandarma Komutanım. Sayın  Muğla Büyük Şehir ve Ortaca Belediye başkanlarım… Hatta sayın Valim.

Bir akşam lütfen tebdili kıyafet saat sekizden sonra  şu meşhur Sevgi Yolu’nda bir dolaşın…

Güzelim Sevgi Yolu’nu bir görün. Yürümek istersiniz, yasak olmasına rağmen üzerinize gelen motosikletler, bisikletler, ellerinde bira kutuları yürürken size omuz atan garip garip tipler… Yol kenarlarında serseri aşıklar, uygunsuz haller… Her türlü kafayı bulmuş insanlar… Eğer en kestirme yoldan orayı terk edip bir daha gelmemecesine uzaklaşmazsanız  ben mesleği bırakacağım…

Birde sevgi yolu deniliyor.

Yol üzerinde tarih olmuş taşlarda ayaklarını burkmadan yürümeye çalışmak ise akrobatlık istiyor. O yol neden güzelce yapılmaz o da ayrı bir konu.

Üstüne üstlük oradaki sokak lambalarının da hiç biri yanmıyor.

O yol üzerinde Dalyan’ın yüz akı tesisler var. Milyonlarca liralık yatırım yapmış tesisler akşamları sevgi yolu üzerindeki masalarını müşteriye açamadıklarından şikayetçi. Nasıl açsınlar ki… Güvenlik başta olmak üzere vahim bir durum yaşanıyor. “Müşteri de zaten oturmak istemiyor” diyorlar.   Kendimizce önlem alıp tesisimizin önüne hafiften bir kaldırım duvarı çekip kendi güvenliğimizi sağlarız diyen bir işletme sahibi büyük miktarda ceza yediklerini belirtiyor. Bu cezayı da buradaki güvenlik hassasiyetini en aza indirmek düşüncesine bağlıyor. Dalyan’daki kaldırım işgalleri ve gelişi güzel görüntü kirliliği aslında Dalyan’da hep var olan bir konu… Bence Dalyan’da eskiden beri hep bir denetim noksanlığı var. Bu konuda vatandaştan gelen en çok şikayet ana arterler üzerinde ki mekanların çevreye verdiği görüntü kirliliği… Kaldırımlara atılan masalar. Yaya yollarının işgali… Bu konuda da, konunun da yıllardır aynen sürdüğü ve sorunun hep gündemde olmasına rağmen bir türlü çözülemediği belirtiliyor.

Bu hafta kimseyi karalamak, zan altında bırakmak istemeden gazetedeki en uzun köşe yazımı yazdım.

Dilerim bir fayda sağlar. Cennet Dalyan’ımızı Alacakaranlık Kuşağı içerisinden aydınlığa çıkartırız.