Güneyege Haber

SON OLSUN…

880

Milli ve manevi değerler ayaklar altına alınmışsa bir millet ölmüş ve selası okunuyor demektir.

Hele hele manevi değerler ayaklar altına alındığında o toplumun fertleri ,tepkisiz kalıyorsa eğer,cenaze namazını kıldıracak ve cenazeyi defnedecek, cemaat bile kalmamış demek gerekir.

Ölmüşüz ağlayanımız yok demek bu olsa gerektir.

Ana hakkı,hocanın hakkı ve babanın hakkı ödenemez denilen zihniyetten, hocasının öldürülmesini seyreden ve tepkisiz kalan bir zihniyete evrildik.Toplum sessizliğe gömüldü.. Çok acı.

Öğretmenini  acımadan öldüren  gençlerin  ifadesi ise daha da  korkunç. “ Pişman değilim. Yine olsa , yine öldürdüm.” Geldiğimiz “ insani “ nokta bu işte.. Öğretmenini öldürmüş ve pişmanlık yok.

Acı olan ise  bir öğretmenin görevi başında şehit edilmesinin,arabanın kaputuna sıkışmış bir kedi kadar veya kuyuya düşmüş bir köpek kadar bile medyada yer almaması. Bu tür konu ve haberlerin, toplumun dikkatini çekmemesi mi   yoksa yazılı ve görsel  medyanın ilgisizliğimi  ? Cevabı vicdanlarınıza bırakıyorum…

Bildiğim tek bir gerçek var. O’da toplum bunun bedelini çok ağır öder. Bu yozlaşmanın sonu uçurumdur. Zaten bedel ödemeye başladık bile..

Trafikte yol verme gibi basit meselelerden, silahlar patlıyor ve cinayetler işlenebiliyorsa..

Sokak ve caddelerimiz de nezaket kuralları yok olmuş,kaba tavır ve davranışlar revaçtaysa..

Büyük-küçük ilişkisi alt üst olmuşsa… Sevgi-saygı tükenmişse…

Her akşam haberlerde sahtekarlık ve dolandırıcılık haberleri eksik değilse…

İnsanın değeri kişilik,karekter ,ahlak kriterleri ile değil de maddiyat ile ölçülür hale geldiyse…

Usulsüzlük ve yolsuzluklar topluma sirayet etmişse,yetim ve fakirin hakkı gözetilmiyorsa…

Açlıktan ölsen bile, bir dilim ekmek verecek kimse kalmamışsa..

Hayırseverler,hayır işlerini gösterişe ve reklama dönüştürüp,onur kırıcı halde yapar hale gelmişse…

Açlıktan ve soğuktan ,sokakta ölenler varsa…

En insani değerlerimizden “ dini bayramlar “ artık bir “ tatil “ anlayışına dönüşmüşse. Fakirler, hastalar, yetim ve öksüzler ziyaret edilmiyor, sevindirilip, gönülleri alınmıyorsa…

Aynı apartmanda yaşadığın komşunu bile tanıyamaz hale gelmişse..

Bize ne oldu.Neden bu hale geldik sorusunu sormuyorum. Cevabını biliyorum. Bir ben değil, bu sorunun cevabını herkes biliyor.

Yıllarca bu mesleğin içerisinde oldum. Öğretmen dostlarımızın çilelerine ve sahipsizliklerine çok şahitlik ettim. Öğretmenler “ toplumun en sahipsiz “ meslek grubudur. Bunu bilerek mesleklerini ifa ederler. Karşılıksız bir sevgi ile görevlerini yaparlar. Her meslek grubunda olduğu gibi bizim meslek grubu içerisinde de hata yapan, görevi suistimal edenler , elbette vardır. Çalışmadan, çalışıyormuş gibi yapan,buna rağmen el üstünde tutulan yok mu elbette vardır. Biz bu tiplere TRİBÜNE OYNAYAN deriz. Herkesi aldattıklarını düşünseler de herkes bunları  bilir ve tanır.. Ama öğretmen gibi öğretmenler, canını dişine takıp,tüm varlığı ile öğrencilerini yarınlara hazırlayanlar, talebelerini öz evladı görenler,en ücra köşelerde yokluklar içerisinde, hiç şikayet etmeden,isyan etmeden var gücü ile çalışanların da kıymetini bilelim. Herkesin YÜREĞİNE DOKUNMUŞ bir öğretmeni vardır. Bu çileli mesleğin sahibi öğretmenlerimize sahip çıkalım. DÖVÜLMESİNE ve CİNAYETE KURBAN GİTMELERİNE lütfen tepkisiz kalmayalım. Milli eğitim camiasının başı sağ olsun. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın. İnşallah bu son olsun.