Açlığa karşı fotosentez

lu

Tarih 1850’ler. İrlanda sadece kendi tarihinin değil, dünya tarihinin en büyük dramlarından biri ile karşı karşıya. O zamanlar 7-8 milyon kişinin yaşadığı adada, 1 milyon kişi açlıktan hayatını kaybederken, 1 milyon kişi ise Kuzey Amerika ve Avustralya gibi uzak diyarlara göç ediyor. Sebep, tarımı tek tip patatese dayanan bu adada ortaya çıkan bir bitki hastalığı. Bu hastalığın kaynağını ise, bizim Heidelberg’deki evimize 10 dakika mesafede tıp eğitimi alan ama sonrasında Netflix’in meşhur Biohackers dizisinin geçtiği Freiburg Üniversitesi Biyoloji bölümünde tarımsal hastalıklarla çalışmaya başlayan Heinrich Anton de Bary 1876’da çözüyor: Mantara benzeyen ama tam da bir mantar olmayan, bugün bile Türkiye’de patatesin akrabası olan domates, patlıcan, biber gibi tarım ürünleri için ciddi bir tehdit oluşturan, Phytophthora infestans (Türkçesi Fitoftora yani bitkikıran).

Bazı bitkiler bu tuhaf organizmaya karşı bağışıklık gösterirken, bazıları çok ciddi hasar alıyor. Peki bağışıklık gösteren bitkilerin nasıl bir özelliği var ki mantarımsı fitoftora onlara zarar veremiyor? Imperial Collage London’da çalışan başarılı bilim insanı Tolga Bozkurt ve ekibi, mikroskop altında yaptıkları incelemelerle bitkilerin bağışıklık mekanizmasını çözüyor.

Araştırma grubu ilk olarak “fitoftora”nın bitkiye tutunmak için parmak gibi uzantılar kullandığını gözlemliyor. Sonrasında, normalde görevi fotosentez yapıp bitkiyi (ve dolayısıyla bütün dünyayı) beslemek olan ve bitkilere yeşil rengini veren “kloroplast” adlı bitki hücresi parçaları (organları), fitoftora bitki hücrelerine bulaşır bulaşmaz fotosentezi bırakıp enfeksiyon bölgesine yani uzantıların oluştuğu bölgeye gidiyor. Kloroplastlar özellikle buralarda birikip her bir uzantıyı sıkıştırmaya başlıyor. Adeta kolunuza sıkı sıkı yapışmış bir elden kurtulmak için elin parmaklarını birer birer açmaya zorlamanız gibi, kloroplastlar bu parmakları bitkiyi hücresini bırakıncaya dek zorluyor. Bu baskıya dayanamayıp parmakları ezilen fitoftora, bitkiye tutunup zarar veremiyor. Üstelik Tolga Bozkurt, CHUP1 genindeki bir mutasyondan dolayı kloroplastlar yerinden oynamazsa, fitoftora’nın tam anlamıyla bitkilerin canlarına okuduğunu gösteriyor. Yani kloroplastların hareket edebilmesi bitkilerin enfeksiyondan korunmaları için şart.

Şeker üretip hem bitkiyi hem de milyarlarca insanı ve çok daha fazla hayvanı besleyen kloroplastlar, bir de patates, domates, biberlere zarar gelmesin diye bitkiyi koruyor. Bitkilere bakınca yeşil durağan yapraklar görüyoruz. O durağanlığın altındaki hareketli dünyaları ise, tekrar benzer açlıklar yaşanmasın diye uğraşan pırıl pırıl gençlerin yaptıkları çalışmalar sayesinde öğreniyoruz. Teşekkürler Tolga Bozkurt ve ekibi. Hepinize mutlu, neşeli bir hafta dilerim sevgili Güneyege okurları. @velivuraluslu

Yorum

Başa dön tuşu