Ben n’apıyorum bu bitkilerle -3

Önceki iki yazıda sizlere RNA’nın tarım zararlılarına karşı kullanılabilecek en doğal biyolojik etken madde olabileceğinden, hatta bitkilerin tam da bu amaçla RNA’lar kullandıklarını anlatmıştım. Ama virüsler bitkilerden önce davranırsa hala ciddi anlamda tarımsal zarar vermeye devam ediyor. Biz de bilim insanları olarak buna bir çare bulmak için acaba RNA’ları nasıl kullanırız diye arayışlar içindeyiz.

İlk önce bitkileri, RNA ile virüslere karşı dayanıklı hale getirebilir miyiz diye, virüslere karşı RNA’lar üreten bitkiler oluşturduk laboratuvar ortamında. Gerçekten de bu bitkiler virüslere dayanıklılık gösteriyor. Ama bu bitkilerin tarımda kullanılması pek çok nedenden dolayı mümkün ve uygun değil. O zaman bizim işe yaradığından emin olduğumuz bu yöntemi bitkilerin genetik yapısına hiç dokunmadan kullanmak için tek bir çaremiz var: RNA’ları dışarıdan bitkiye vermek. Adeta ilaçlama yapar gibi tamamen doğal olan bir molekülle.

RNA’ları, adeta ilaçlama yaparcasına, bitkilere püskürtünce bu hiçbir işe yaramıyor. Çünkü, bitki hücrelerini çevreleyen hücre duvarı RNA’ların geçişine engel oluyor. RNA’ları hücrelere nasıl verebiliriz sorusu pek çok laboratuvarın, enstitünün, şirketin bu günlerde başlıca araştırma konusu. Bizim bu soruya verilecek çok iyi bir cevabımız var: Boya tabancası (airbrush)!

Sokak sanatçılarından, kek ustalarına, maket gemi yapımcılarına pek çok kişi renklendirmek için araba/bisiklet tekerleklerini şişirmek amacıyla kullanılan ucuz bir kompresöre bağlı boya tabancaları kullanıyorlar. Bu boya tabancaları renkleri tam olarak istedikleri yerlere püskürterek harika sanat eserleri oluşturabiliyorlar. Kendisi de sokak sanatçısı olan Banksy gibi kimliği gizli bir matematik-yazılım hocası olan arkadaşımızın Mannheim’ı Ludwigshafen’a bağlayan köprünün altındaki grafiti ve müthiş çizimlerden bazılarını oluştururken sıkça kullandığı bir alet bu. Gözlerinin feri kaybolmuş, ünvanından başka tutunacak bir dalı kalmayan profesörler olduğu gibi, dünyayı daha güzel yapan böyle renkli profesörler de mevcut. Bir yemek sırasında bitkilerdeki RNA uygulamalarının neden ilerlemediği konusunda kulak misafiri olduğu konuşmaya, cebinde bir kalem gibi taşıdığı boya tabancasıyla katıldı: “Neden bunu denemiyorsunuz? Duvara bile işleyen boya, sizin bitkilerin hücre duvarınıza da işler herhalde.”

Denemek kolay. Adı saklı arkadaşımızın boya koyduğu yere biz bitkiye vermek istediğimiz RNA’ları yerleştirdik. İçinde virüsünkine benzer bir gen bulunduran bitkinin yaprağına, geliştiği bölgeye, RNA’ları vermeye başladık 6 atmosfer basınçla. İlk sonuçlar 3 gün sonra çıkmaya başladı. Virüs benzeri gen aktivitesi, nokta nokta saçılmış şekilde kaybolmaya başlamıştı. 1 hafta sonra o noktalar büyüdü ve yaprağın büyük bir kısmında virüs benzeri gen aktivitesi tamamen bitti. 2. Hafta sonunda beklediğimiz ama bu kadar etkili olacağını düşünmediğimiz bir şey oldu: Virüs aktivitesi sadece bizim RNA sıktığımız yapraklarda, bölgelerde değil, başka yapraklarda ve daha da ilginci yeni gelişen yapraklarda da tamamen kaybolmaya başlamıştı. Bu azalan hatta biten virüs benzeri gen aktivitesinin öncelikle damarların kenarlarında görülmesi ise bize koruyucu RNA moleküllerinin bitkinin geri kalanına damarlardan yayıldığını gösteriyordu. Çiçeklerde bile virüs aktivitesi kaybolmuştu. Ama o çiçeklerden topladığımız tohumlara yani bir sonraki nesle hiç etki etmiyordu bu RNA’lar -yani genetiğini etkilememişti.

Kısaca bitkiyi tek bir yapraktan boya tabancası ile aşılayarak tüm bitkiyi korumayı başarmıştık. Üstelik bölgesel olarak (RNA verdiğimiz yerde) %100, bitkinin tamamında ise %85’lik başarı oranıyla bunu gerçekleştirebiliyorduk. Ama bu yöntem henüz araziye götürmek için yeterince olgunlaşmış değil, son. İnsanlardaki aşılamanın aksine bu metot virüs bulaşmış bitkileri koruyabiliyor bu haliyle – bir tedavi gibi. Bir diğer problem de bu metodun kullanım hakları ile ilgili yasal engeller. Yine de tek bir yaprak üzerinden tüm bitkiyi -sadece biyolojik yöntemlerle- korumak müthiş bir potansiyele sahip ve bu teknolojinin kullanıldığı yerler her geçen gün giderek genişliyor. Çünkü bitkilerin canını sıkanlar sadece virüsler değil, aynı zamanda böcekler, bitler, bakteriler, mantarlar olarak uzayan bir liste. Acaba bu zararlılar için de aynı yöntem kullanılabilir mi? Önümüzdeki haftalarda bu yepyeni tarım uygulamalarına değineceğim. Sevgiler, saygılar, Almanya’dan selamlar. @velivuraluslu

Yorum

Başa dön tuşu