‘İyi virüsler 2:  İlk karşılaşma’

Sevgili Güneyege okurları,

Geçen haftaki yazımda size iyi virüslerin aşıların bir parçası olarak yüz milyonlarca insanın hayatını nasıl kurtardığını anlatmıştım. Bu hafta sizlere adını hiç duymadığımız ama hayatımızın her noktasında bize yön veren virüslerden birisini daha anlatacağım. Bu seferki köşemize sizlerin hepinizin başından geçen, anne karnına düşmemizi sağlayan sıradışı bir olayla başlayacağım. Anne karnına düşmenin virüslerle ne ilgisi var dediğinizi duyar gibiyim. Hemen anlatayım.

Anne karnına düştüğümüz an kimisi için kutsaldır, kimisi için bir mucizedir, genetikçiler içinse en heyecan verici araştırma konularının başında yer alır. Çünkü çok acayip bir durum var sevgili okuyucular (‘hiçbir şey olmasa bile kesin bir şey oldu’ diyesi geliyor insanın). Yaşam, yarısı anneye benzeyen yarısı babadan olan tek bir embryo hücresi ile başlıyor. En başta hareketli olan bu ilk hücre –yani sizler- bir şekilde doğru dokuyu bulup, oraya tutundunuz ve gerekli olan besinleri alıp, enerji için gerekli oksijene kavuştunuz. İşte burada anahtar kelimeler, doğru doku ve etkili bir tutunma. Eğer bu ikisinden birini layıkıyla yapamasaydınız (liyakat önemli), bu dünyaya gözlerinizi açamayacaktınız. İşte, iyi virüslerin sizin elinizden tuttuğu nokta da tam olarak burası.

Virüslerin en önemli iki özelliği bulaşıcı olmaları ve konak canlı, hatta konak doku seçmeleridir. Mesela patates virüsü, patatesi etkiler; insan sağlığını etkileyen bir patates virüsü yoktur. Patates virüsleri en ufak bir hava hareketinde hop bir patatesten diğerine atlarlar. Çok etkili bir şekilde başka patatesin yaprağına tutunurlar. Seçicilik konusunda ise grip (influenza) virüsünün yeri ayrıdır. Mesela, patatesi grip yapamazsınız. Grip konak olarak insanın üst solunum yollarını seçer, gidip bizim kalbimizle de uğraşmaz, kan hücrelerimizle de ilgilenmez. Seçici olduğu kadar da bulaşıcı bu grip virüsü. Yani, bir hapşırıkla havaya karışan virüs, ilk fırsatta gider bir başka bireyin üst solunum yollarına tutunur. Böyle böyle milyarlarca insana bulaşır her yıl. Virüsleri hem seçici yapıp, hem de tutunmalarını sağlayan virüslerin çeperini ya da “ceket”ini oluşturan proteinlerdir.

Uzun çalışmalar sonucunda embryo’nun ana rahmine tutunmasını “syncytin” adli proteinin sağladığı bulundu. Hatta bu protein bütün doğum yapan canlılarda, yani memelilerde mevcut. O kadar önemli ki bu “syncytin” proteini, eğer yapısı bozulur ve görevini gerçekleştiremezse, fareler artık hamile kalamıyorlar. Peki bu protein biz insanlara, hatta genel olarak memelilere nereden geldi diye bir soru akıllara takılıyor. Cevabı ise virüslerde gizli. Bu protein aslında vücudumuza girmiş ve yerleşmiş virüslerden birisinin “ceket” proteinidir. Biz de bu virüsün seçici ve yakalayıcı özelliğini bir nevi kendi yararımıza kullanmaya başlamışız daha ilk dakikadan. Yıllar önce artık bir parçamız olmuş bir virüs sayesinde hayatımızın ilk anında annelerimize sıkıca tutunduğumuzu bilmek ise virüsleri daha iyi anlamamız için gerekli örneklerden sadece biri. Bu örnek virüslerin bizler için ne kadar önemli konusunda buzdağının sadece görünen kısmı. Bir sonraki hafta iyi virüslerin başka nerelerde karşımıza çıktığını anlatmak için sabırsızlıkla bekliyorum. Bol ağaçlı, temiz havalı, iyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı