İyi virüsler 3: insan nedir?

Merhaba güzel insanlar,

Geçen yazımda daha ufak bir embryo iken anne karnına tutunmamızı sağlayan proteinin aslında bir virüsten gelmekte olduğunu anlatmıştım. Bu hafta ise bilimin felsefeye yön verdiği ve insanlık tarihi kadar eski

biz kimiz? ve insan nedir? sorularını cevaplarken bize ışık tutacak birkaç çalışmayı temel alan virüs dolu hikayeyi paylaşacağım.

Yıl 2000. ABD başkanı Bill Clinton ve İngiltere başbakanı Tony Blair ortak bir açıklama yapmak üzere kameraların karşısına geçtiler. İnsanlık tarihi açısından milat olacak bir gündü. Bu iki siyasetçi, tam 10 yıl süren, milyar dolarlar harcanan çalışmaların sonucunda insanın genetik yapısının ortaya çıkarıldığını açıkladı. Herkes merakla bekliyordu neydi bu insanın genetik kodu, ne yazıyordu DNA’mızda?

Öncesinde sizlere DNA ve gen kavramlarını açıklamak istiyorum. DNA annemizden ve babamızdan bize aktarılan kalıtsal bilgidir. Bu nedenle anne, babaya çekeriz. Tek yumurta ikizlerinin DNAları (yani genetik kodları) da birbirinin aynısıdır. O yüzden birbirlerine çok benzerler. Her canlının DNAsında gen diye adlandırdığımız alanlar, binalar vardır. Mesela Ortaca bir DNA olsaydı, otogar bir gen olurdu, hastane başka bir gen. Bu alanların özel görevleri vardır. Şampuan reklamlarında duyduğumuz keratin bir gendir. Görevi derinin, saçın ve tırnakların yapıtasını oluşturmaktır. Melanın de bir gendir, deriye renk verir, zararlı ışınlarından korur. Bu gen denilen alanların toplam büyüklüğü, DNA’nın ufacık yani yüzde 1,5’lik kısmını oluşturur. Geri kalan % 98.5lik kısmına çöp –ing. Junk- denmiştir.

Peki konumuza dönelim: İnsanı farklı kılan nedir? Pek çok kişi bunun gen sayısı olduğu söylüyordu. Mesela basit bir ekmek mayasında 6 bin gen var. Bir solucanda 12 bin, meyveler mutfakta çürüyünce üstüne dadanan sineklerde 20 bin gen, farelerin ve ineklerin ise 25 bin civarında geni olduğunu biliyorduk. Kimisinin tahminine göre insanların 100 bin gen vardı. Ama cevap 25 bin civarındaydı. Bu çok büyük bir hayalkırıklığı yarattı, gen sayısı olarak etrafımızdaki fareden, keçiden farklı değildik.

Dedim ya en başta, Ortaca bir DNA olsaydı, hastane bir gen olurdu diye. Bazen hastanelerin sayısı değil, yapısı da önemli: hangi cihazlar var, ne gibi uzmanlar var vs. Genler için de böyle, gen yapısı çok önemli. Ama sadece sayıyla değil, yapısal olarak karşılaştırınca da bir insanla hayvanların genleri büyük ölçüde aynıydı. Hoppala! Nedir o zaman bizi insan yapan?

Az önce bahsetmiştim ya genler DNA’nın %1.5i diye. Geri kalan alana da çöp demiştik. Meğerse bu alan çöp değilmiş sevgili okurlar. İnsanı, diğer insanlardan ve hayvanlardan farklı yapan asıl kısım burasıymış. Peki bu kısımda genler yok. O zaman ne var ? İşte bizi farklı yapan bu DNAnın %10u, vücudumuza girmiş virüslerden oluşuyor sevgili okurlar. Sayıya dökmek gerekirse DNAmızda 25 bin gen ve 100 binden fazla virüs var. Bizi biz yapan unsurların en önemlilerinden biri, çok eski zamanlarda vücuda giren ve çok çeşitli görevler üstlenen virüsler. Biz kimiz sorusunun cevabı kısmen yeni tanışmaya başladığımız bu iyi virüslerde yatıyor.

Daha fazla bilim, fotoğraf ve haber için instagram’dan ve facebook’tan velivuraluslu hesabını takip edebilirsiniz. Her takip, çalışmalarımıza katkı sağlıyor sevgili okurlar. Bilimle, sevgiyle ve sevdiklerinizle mutlu bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı