Orman yangınları ve Karrikin

Bu haftaki konumuz yangın moleküler biyolojisi. Orman yangınlarının çıkmaması en güzeli. Çıkarsa da en hızlı zamanda müdahale edilerek engellenmesi çok önemli. Maalesef pek çok nedenden dolayı engellenmeyen orman yangınları hepimizin yüreğini dağladı. Yöremizdeki TUSEV gibi dernekler, köylüler, kentliler, bu bölgede doğanlar, dışarıdan yöremize gelip burada hayat kuranlar, gençler, yaşlılar, kadınlar, erkekler inanılmaz bir hızla organize olup canla başla yangına karşı mücadele ettiler. Bu çaba sonunda kurtarılan her ağaç çok kıymetli. Peki ya yanan ağaçları ne olacak? Onları kurtarmak mümkün mü? İşte burada yangın moleküler biyolojisi devreye giriyor.

Ormanlar yanarken toprak yüzeyi 800°C’yi gören sıcaklıklara ulaşıyor. Her şeyi yakıp kavuran bu sıcaklıklara rağmen yangın geçtikten sonra ormanlar yeşillenebiliyorlar. Bu akıl alır bir durum değil gibi geliyor kulağa. Fındık, fıstık çekirdeklerini fırına verip 250°C’de azıcık pişirin. O çekirdekten bitki artık çıkmaz. Peki ormanlar nasıl kendi kendilerini yenileyebiliyorlar? Hatta normalde çam ormanlarına bakarsanız, yeniden çıkan tohum sayısı uzunca bir yürüyüşte bile bir elin parmaklarını geçmezken bu yangınlardan sonra bir anda artıyor. Bunun temel ise 2009 yılında bulduğumuz adını Avustralya’nın batısında yaşayan Aborijin dilindeki “duman” kelimesinden alan “karrikin”.

Ağaçlardan düşen sayısız tohum toprağın altında yıllarca durur ama çimlenmez. Yağmur yağar, kuraklık olur, yarıklardan daha da derinlere düşer tohumlar. Ama ormanda tohumların çimlenmesi zordur. Bu orman için kötü görünse de toprağın altında çimlenemeyen kocaman bir tohum deposu yatar. Ta ki o gün gelip orman yanana kadar. Samanda, ağaç gövdelerinde, yapraklarda bulunan selüloz, şeker ve polisakkaritler yüksek sıcaklıkta karrikin olarak adlandırılan bir grup moleküle dönüşür. Karrikinler dumanda yükselse de yangının sona ermesi ile birlikte toprağa düşer. Suda çözünen karrikinler, sabah düşen çiğ ile, yağmur ile toprağın altında sıcaktan görece izole olan tohumların içine sızar ve tetiği çeker.

Kendisi tohumda bulunan bir alpha/beta-fold hidrolaz olan KAI2 enzimi suda çözünmüş karrikinler ile karşılaşınca MORE AXILLARY GROWTH 2 (MAX2) proteinine bağlanır. Bu bağlanma üzerine ubiquitin adında kısa bir peptid KAI2 enzimine eklenir ve KAI2 aktifleşir. Aktif KAI2 tohumun çimlenmesini başlatır. Karrikinlerle çimlenme mekanizması hemen hemen bütün bitkilerde bulunan çok ilgi çekici bir sistem. Şu anda da orman yangınlarından öğrendiğimiz karrikinleri zirai amaçlarla kullanıyoruz.

Karrikinler bitkiler tarafından üretilmiyor ama karrikinlere molekül olarak çok benzeyen strigolakton hormonu bitkiler tarafından üretiliyor ve iki önemli görev üstleniyor. Birincisi çimlenmeyi sağlıyor -aynı karrikinler gibi. Diğer görevi de kökleri destekleyen mantarlarla karşılıklı iletişimin kurulması için kullanılıyor. Bu konudaki son yıllardaki en önemli çalışmaları ayni binada beraber çalıştığım Heidelberg Üniversitesinden Prof. Thomas Greb yürütüyor. Karrikinler de strigolakton gibi bitkilerin gelişmesine destek veren mantarları bitkiye çekmek için kullanılıyor mu gibi sorular ise hala cevap bekliyor.

Ormanlar kendilerini yenileyecektir, şüphemiz yok. Ama ormanların, bitkilerin bunu başarabilmesi için uzunca bir zamana ihtiyaç var. Burada asıl soru: Biz o zamanı ormanlara verecek miyiz? Yoksa Timur’un fillerini saklayacak kadar büyük ormanlara ev sahipliği yapan Anadolu’nun şimdiki hali gibi çölleşmiş, ölü topraklarda yaşamayı mı kendimize layık göreceğiz? Bu sorunun cevabını verecek olanlar yangınları söndürmedeki başarısını yıllar boyu o kendini yenileyen toprakları inşaatlara ve madenlere karşı koruyarak sürdürecek olan köylüler, kentliler, bu bölgede doğanlar, dışarıdan yöremize gelip burada hayat kuranlar, gençler, yaşlılar, kadınlar ve erkeklerdir. Hepinize sağlıklı, mutlu, neşeli bir hafta dilerim. @velivuraluslu

Yorum

Başa dön tuşu