Sinovac (Çin) aşısının yan etkileri

Bu hafta “yok artık!” diyeceğiniz Türkiye’de yapılan ve çokça ses getiren bir çalışmayı sizlere sunuyorum. Başta Hacettepe Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi olmak üzere Türkiye’deki birçok değerli kurumun katılımı ile yürütülen, Sinovac aşısının 3. faz çalışma Türkiye ayağının sonuçları, meşhur ‘The Lancet’ tıp dergisinde yayınladı 8 Temmuz 2021’de. Makalede aşının Türkiye’deki on binden fazla gönüllü üzerinde görülen koruyuculuğu ve yan etkileri açıklandı. Çalışmanın nasıl yapıldığını anlatmadan önce şu noktaya dikkat çekmek istiyorum: Yan etkiler konusundaki bulguları eşine az rastlanır cinsten.

Şimdi kısaca çalışmanın detaylarına inceleyelim: 3. faz çalışmalarında gönüllüler ikiye ayrılır, hemen hemen yarısına “ölü” virüsün içinde bulunduğu gerçek aşı yapılırken, geri kalanlara boş aşı yapılır. Gönüllüler de aşıyı yapan hemşireler ve doktorlar da gerçek aşı mı, boş aşı mı yapıldığını çalışmanın sonuna kadar bilmezler. Gönüllüler bir süre takip edilir. Türkiye’deki çalışma için takip süresi, 2. aşıdan sonra ortalama 43 gün olarak belirlenmiş- benzer 3. faz çalışmalarına göre daha kısa. Bu süre içinde kimler Covid-19 semptomları göstermiş diye bir kenara not alınır. Çalışmanın en sonunda veriler değerlendirilirken hangi gönüllünün hangi grupta olduğu ortaya çıkar ve iki grup karşılaştırılır. Yayınlanan sonuçlara göre Eylül 2020 – Ocak 2021 arasında, Türkiye’de dolaşan varyantlara karşı, Sinovac aşısı ile %80’in üzerinde bir koruma görülmüş. Bu dönem sırasında Türkiye’de muhtemelen sadece alfa (İngiliz) varyantı görüldüğü için diğer varyantlara karşı Sinovac’ın koruyuculuğu konusunda çıkarımda bulunmak hala mümkün değil – aynı makalenin kendisinde de belirtildiği gibi. Ayrıca çalışmada daha önce yazılarımda sıkça değindiğim bir noktaya dikkat çekilmiş: Bulunan %83.5’luk koruma uzun süreli olmayabilir.

Sinovac ve boş aşı olan iki farklı gönüllü grup, yan etkileri test etmek için de benzer şekilde karşılaştırılmış. Sinovac aşısı olanların %19’u en az bir yan etkiyle karşılaştığını bildirmiş. Aynı BioNTech’te olduğu gibi bu yan etkilerin hiçbiri ciddi yan etkiler değil. Yorgunluk, baş ağrısı, ateş, öksürük, ishal en yaygın yan etkiler olarak bulunmuş. Peki en önemli soruya geliyoruz. Boş aşı olanlarda “yan etki” olmuş mu? Cevap son derece şaşırtıcı: Evet, %17 oranında yan etki de aşı olmayan ama aşı olduğunu sananlarda görülmüş. Üstelik hemen hemen aşı olanlar ile aynı yan etkiler: Yorgunluk, baş ağrısı, ateş, öksürük, ishal. Tekrar ediyorum, vücuduna dışarıdan boş aşıdan başka hiçbir şey girmeyen insanların %17’si yan etkilerden şikâyet etmişler. Aradaki %2’lik fark istatistik olarak önemli olsa da, her altı tane boş aşıcıdan birinin yan etkilerinin, kafalarında kurdukları korkulardan, endişelerden, biraz da ilgili çekme isteklerinden kaynaklanmış olduğu vurgulamak istiyorum. 1 milyon insan aşı olsa 170bin kişi kafasında yarattığı bir yan etkiyi bildirecek demektir bu. Üstelik bu yanıltıcı bildirme oranı gençlerde geçkinlere göre daha da yüksek. Kafamızda yarattığımız ve fiziksel olarak dayanağı olmayan bu tip bulgular, “placebo” etkisi olarak çok uzun bir süredir biliniyor.

Aşılardan sonra bilmem kimin kayınında şöyle bir yan etki çıkmış, diye duyabilirsiniz. Bende böyle yan etki oldu, kardeşime şu oldu, diye insanlar konuşabilir. Ama Türkiye’de yapılan bu prestijli çalışma ortaya koyuyor ki, insanlar aşı olmasa bile yan etki bildiriyor. %17 oranında yanıltıcı yan etki bildirilmesi korkunç ama çok mühim bir gerçek. Tam olarak bu nedenle 3. faz çalışmalarında aşı olanların sayısının yarısında fazla gönüllüye de boş aşı yapmak durumunda kalınıyor.

En yakınımızın bile aşının yan etkileri konusunda bizi yanlış bilgilendirebileceğini görünce, normal hayata dönebilmemiz için en doğru bilgiyi alabileceğimiz bilimsel çalışmaların ve bunların herkes tarafından anlaşılabilir şekilde aktarılmasının önemi ortaya çıkıyor. Bilimle, neşeyle, sağlıkla dolu mutlu bir bayram dilerim sevgili Güneyegeliler ve kendini Güneyegeli hissedenler.

Yorum

Başa dön tuşu